Alphabet Avustralya’da ilk kez borçlandı, tahvile üç katından fazla talep geldi
Google'ın çatı şirketi Alphabet, Avustralya doları cinsinden ilk tahvil ihracında 5,5 milyar Avustralya doları topladı. Yatırımcı talebi 18 milyar doları aşarken, teknoloji devlerinin hızlanan yatırım harcamaları finansman arayışını büyütüyor.
Google'ın çatı şirketi Alphabet, yapay zekâ altyapısına yönelik harcamaların hızla arttığı bir dönemde borçlanma kaynaklarını genişletiyor. Şirket ilk kez Avustralya doları cinsinden tahvil satarken, yatırımcılardan satış miktarının üç katından fazla talep geldi.Alphabet, Avustralya piyasasında 3, 5, 10 ve 20 yıl vadeli tahviller aracılığıyla toplam 5,5 milyar Avustralya doları, yaklaşık 3,9 milyar ABD doları kaynak sağladı.En uzun vadeli 20 yıllık tahvilin kupon faizi yüzde 6,9 olarak belirlendi. İhraca gelen toplam yatırımcı talebi ise 18 milyar Avustralya dolarını aşarak satılan tahvil miktarının üç katından fazlasına ulaştı.5,5 milyarlık satışa 18 milyarı aşan talepİşlem Alphabet açısından yalnızca yeni bir borçlanma değil, şirketin finansman kaynaklarını ABD dolarının dışına taşıma stratejisinin de devamı niteliğinde.Alphabet daha önce sterlin, İsviçre frangı, Kanada doları, Japon yeni ve euro cinsinden borçlanma gerçekleştirmişti. Avustralya doları ihracıyla şirket bu listeye yeni bir para birimi daha ekledi.Alphabet aynı zamanda Avustralya doları tahvil piyasasına giren ilk büyük yapay zekâ altyapı şirketi oldu. ABD'li büyük teknoloji şirketleri arasında bu piyasada son önemli işlem ise Apple tarafından 2016 yılında gerçekleştirilmişti.Yabancı şirketlerin Avustralya doları cinsinden çıkardıkları ve piyasada “Kanguru tahvili” olarak adlandırılan borçlanmalar da bu yıl rekor düzeye ulaştı. 2026 başından temmuz sonuna kadar bu tür tahvil satışlarının yaklaşık 60 milyar Avustralya dolarına ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 arttığı hesaplanıyor.Yapay zekâ harcamaları nakit akışını zorluyorAlphabet'ın yeni tahvil satışı, teknoloji devlerinin yapay zekâ yarışında yatırım harcamalarını hızla büyüttüğü bir döneme denk geliyor.Şirketin resmi ikinci çeyrek sonuçlarına göre sermaye harcamaları yalnızca üç aylık dönemde 44,9 milyar dolara ulaştı. Buna karşılık faaliyetlerden sağlanan nakit 39,1 milyar dolar seviyesinde kaldı ve Alphabet'ın serbest nakit akışı 5,86 milyar dolar eksiye geçti.Bu sonuç, şirketin güçlü gelir büyümesine rağmen yapay zekâ altyapısının ne kadar büyük sermaye gerektirdiğini ortaya koydu. Alphabet'ın ikinci çeyrek geliri yıllık yüzde 24 artarak 119,8 milyar dolara, Google Cloud geliri ise yüzde 82 artışla 24,8 milyar dolara çıktı.Şirket ikinci çeyrekte ayrıca 20,3 milyar dolarlık kıdemli teminatsız tahvil ihracı gerçekleştirdi. Haziran ayında yapılan sermaye artırımından sağlanan net kaynak ise 49,6 milyar dolar oldu. Alphabet bu kaynağın genel kurumsal amaçların yanı sıra yapay zekâ altyapısı ve küresel hesaplama kapasitesinin büyütülmesinde kullanılacağını açıklamıştı.Avustralya'daki son tahvil ihracının kullanım amacı ise ayrıca açıklanmadı. Bununla birlikte işlem, teknoloji devinin yatırım harcamaları büyürken finansman kanallarını çeşitlendirmeye devam ettiğini gösteriyor.Teknoloji devleri dolar dışına çıkıyorAlphabet'ın hamlesi teknoloji şirketleri açısından daha geniş bir değişimin parçası. Yüksek yapay zekâ yatırımları nedeniyle daha fazla sermayeye ihtiyaç duyan şirketler, yalnızca ABD tahvil piyasasına bağlı kalmak yerine farklı para birimleri ve yatırımcı gruplarına yöneliyor.Bunun iki önemli avantajı bulunuyor. Şirketler daha geniş bir yatırımcı tabanına ulaşırken tek bir para birimindeki borçlanma koşullarına olan bağımlılıklarını da azaltabiliyor.Alphabet'ın Avustralya ihracına 18 milyar Avustralya dolarını aşan talep gelmesi ise yatırımcıların yüksek kredi kalitesine sahip teknoloji şirketlerinin tahvillerine olan ilgisinin güçlü kaldığını gösteriyor.Böylece yapay zekâ yarışı yalnızca çip, elektrik ve veri merkezi kapasitesi üzerinde değil, küresel sermaye piyasalarında da yeni bir rekabet yaratıyor. Büyük teknoloji şirketlerinin yatırım bütçeleri büyüdükçe bu şirketlerin tahvil piyasalarındaki ağırlığının daha da artması bekleniyor.