">"> "> &lang=en"> ">
← Tüm Haberler
EKONOMİ Habertürk · 19.08.2026 07:15 👁 2 görüntülenme

İşveren avukatı arabulucu olamaz

Yargıtay, işçi ile işveren arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili arabulucu konusunda önemli bir karar verdi. Yargıtay, arabulucunun tarafsız olması gerektiğini, işverenin avukatı olan kişilerin işçi ile olan anlaşmazlıklarda arabulucu olamayacağına hükmetti. Yargıtay kararında, işçi muvafakat vermiş olsa bile arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğu belirtildi. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberi

İşveren avukatı arabulucu olamaz
İş Kanunu ile bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması şartı aranıyor. Başka bir ifadeyle arabulucuya başvurmadan dava açılamıyor. Dava şartı olarak arabulucuya başvurma zorunluluğu 2018 yılında başladığı için, uygulamada zaman zaman taraflar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor. SORULARINIZ İÇİN: [email protected] Ankara’da bir şirkette dört yıl bakım onarım teknisyeni olarak çalıştıktan sonra işten çıkartılan işçi, iş mahkemesine dava açtı. İşçi, geçirmiş olduğu kaza nedeniyle raporlu olduğu dönemde insan kaynakları sorumlusu tarafından iş yerine çağrıldığını belirtti. İş yerine gittiğinde içeri alınmayarak güvenlik odasına götürüldüğünü, başına güvenlik görevlisi ve güvenlik amiri dikildiğini, bu sırada iş yeri avukatının gelerek bir kağıda “Ailevi sebeplerden dolayı kendi isteği ile işten çıktığını” yazmasını istediğini anlattı. Kabul etmezse hakkında karalama kampanyası başlatılacağı, sicilinin bozulacağı, başka hiçbir yerde işe giremeyeceği yönünde tehdit edilerek ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalatıldığını ifade etti. İşveren avukatı ise işçinin kendi kendine habersizce iş yerine geldiğini, güvenlik amirlerine istifasını vermek istediğini söylediğini, hak ettiği tüm alacakları yanında bir aylık ücretinin de ek olarak verilmesi ve bunun arabuluculuk süreciyle tamamlanmasının teklif edildiğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini savundu. İş mahkemesi, arabuluculuk tutanağına bir yıllık hak düşürücü süreden sonra itiraz edildiği gerekçesiyle işçinin talebini reddetti. Bölge adliye mahkemesi de aynı yönde karar verdi. YARGITAY İŞ MAHKEMESİNİN KARARINI YANLIŞ BULDU İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesine geldi. İşçinin avukatı temyiz başvurusunda, arabulucunun aynı zamanda işverenin avukatı olduğu ve tarafsız olamayacağı iddiasıyla arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu ileri sürdü. Yargıtay’ın 29 Nisan 2026 tarihli kararında (Esas No: 2026/2834, Karar No: 2026/4109) iş mahkemesinin verdiği kararın dosya kapsamına uygun olmadığı belirtildi. Yargıtay kararında, arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkin bir davada iddia, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı yönünde ise bir yıllık hak düşürücü süre şartının aranamayacağı vurgulandı. Ancak irade fesadı iddiası varsa bir yıllık hak düşürücü sürenin aranacağı ifade edildi. “MAHKEMEYE ERİŞİM HAKKINI SINIRLIYOR” Kararda, alacaklıların dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurması zorunluluğu ve arabuluculukta anlaşılan hususlarda dava açılamamasına ilişkin yasal düzenlemelerin mahkemeye erişim hakkını sınırlandırdığına dikkat çekildi. Nitekim Anayasa Mahkemesinin de 2013 yılında verdiği kararda arabuluculuğu hak arama özgürlüğünü sınırlandıran bir yöntem olarak değerlendirdiği hatırlatıldı. Kararda, “Eşitliğin gözetilmediği, işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edemediği bir ortamda işveren karşısında zayıf durumda olan işçinin baskı altında olmadığı kabul edilemez” denildi. Arabuluculuk yönteminde uyuşmazlığın uygun bir ortamda ve usulüne uygun olarak müzakere edilmesinin şart olduğu belirtilen kararda, özellikle bir tarafın ekonomik ve sosyal bakımdan zayıf olduğu durumlarda, müzakerenin usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmesinin son derece önemli olduğu vurgulandı. “İŞVEREN VEKİLLİĞİ DEVAM EDEN ARABULUCU TARAFSIZ OLAMAZ” Söz konusu dosyaya göre, arabulucunun aynı zamanda davalı işverenin avukatı olduğunun anlaşıldığı kaydedilen kararda, şöyle devam edildi: “Arabuluculuk tutanağında bu hususun taraflara hatırlatıldığı, tarafların davalı (işveren) vekili olan arabulucunun arabuluculuk sürecini yürütmesine muvafakat ettikleri belirtilmiştir. Kanuna göre arabulucu olarak görevlendirilen kimsenin, tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektirecek önemli hal ve şartların varlığı halinde bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlü olduğu, bu açıklamaya rağmen tarafların arabulucudan birlikte talep ederlerse arabulucunun görevi üstelenebileceği belirtilmiş ise de bu düzenleme taraflardan birisi ile vekilliği devam eden arabulucular için geçerli değildir. Zira vekilliği devam eden arabulucunun, müvekkilinin menfaatlerini korumaya yönelik bir tutum içinde kalarak müzakerenin işveren tarafı lehine ciddi bir üstünlük sağlaması kaçınılmazdır. Bu halde arabulucunun tarafsızlığından şüphe duyulması bir yana, kesin olarak tarafsız olmadığından söz edilmelidir. Başka bir anlatımla, vekilliği devam eden arabulucunun tarafsız olamayacağı şüpheli değil, kesindir. Tarafların muvafakati dahi, varılan bu sonucu değiştirmez. Bu itibarla arabuluculuk görüşmesinin usulüne uygun yürütülmediğinin kabulü gerekmekte olup, bu durumda irade fesadı iddiaları bakımından bir yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği de aranmaz.”
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in