Petrol 90 doları aşamıyor: Talepteki düşüş fiyatı frenliyor
Hürmüz’de kayıtlı gemi geçişinin sıfıra kadar düşmesi ve tanker saldırılarının artması petrolü yeniden 90 dolar sınırına taşıdı. Ancak küresel talepteki zayıflama fiyatın önünü kesiyor; büyük kurumların 2026 hesabı ise birbirinden tamamen farklı.
Brent petrol haftanın ilk işlemlerinde yeniden 89 dolar çevresinde seyrediyor. Geçen haftayı güçlü yükselişle tamamlayan petrol piyasasında ABD-İran görüşmelerinin tıkanması, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin neredeyse durması ve Körfez’de petrol altyapısına yönelik güvenlik riskleri fiyatları destekliyor.Ancak normal şartlarda çok daha sert fiyatlanabilecek gelişmelere rağmen Brent petrol 90 doların üzerinde kalıcı bir hareket oluşturamıyor. Piyasadaki bu dikkat çekici direnç, arz korkusu kadar talep tarafındaki bozulmanın da petrol fiyatlarında belirleyici hale geldiğini gösteriyor.Bir tarafta Hürmüz, diğer tarafta düşen talepPetrolün yukarı yönlü tarafında tablo oldukça güçlü. Hürmüz Boğazı’nda hafta sonu gemi trafiği sert biçimde azalırken Birleşik Arap Emirlikleri üç ADNOC bağlantılı tankerin saldırıya uğradığını açıkladı. ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmelerde de yeni bir ilerleme sağlanmış değil.Uluslararası Enerji Ajansı’nın son raporu, Körfez’deki üretimin savaş öncesindeki seviyelerin hâlâ ciddi biçimde altında kaldığını ortaya koyuyor. Temmuz ayında küresel petrol arzı artsa da Körfez üretiminin yaklaşık 8,3 milyon varillik bölümü devre dışı kalmaya devam ediyor.Hürmüz ve Bab el-Mendeb’deki sorunların sürmesi halinde petrol arzının 2026 genelinde ortalama günlük 4,3 milyon varil azalması bekleniyor. Küresel stokların temmuz ayında 69 milyon varil düşmesi de piyasanın arz tarafında rahat olmadığını gösteriyor.Buna rağmen aynı savaş petrolün tüketim tarafını da vurmaya başladı. Yüksek yakıt fiyatları, bozulan lojistik zincirleri ve küresel ekonomideki yavaşlama petrol talebini aşağı çekiyor.IEA ile OPEC'in hesapları birbirini tutmuyorPetrol piyasasındaki en dikkat çekici ayrışma talep tahminlerinde görülüyor. Uluslararası Enerji Ajansı, küresel petrol talebinin 2026 yılında günlük ortalama 1,6 milyon varil azalacağını öngörüyor.Ajans yalnızca bir ay önce yıllık düşüşü günlük yaklaşık 1 milyon varil seviyesinde tahmin ediyordu. Böylece talep görünümü bir ay içerisinde yeniden aşağı çekilmiş oldu.OPEC ise tamamen farklı bir tablo çiziyor. Kartelin ağustos raporunda küresel petrol talebinin bu yıl günlük yaklaşık 600 bin varil artacağı tahmin ediliyor. OPEC de tahminini aşağı revize etmiş durumda ancak talebin küçülmesini değil büyümeye devam etmesini bekliyor.İki büyük kurumun yön konusunda bile anlaşamaması, petrol piyasasında belirsizliğin yalnızca jeopolitik gelişmelerden kaynaklanmadığını gösteriyor. Fiyatın 90 dolar çevresindeki mücadelesinde bundan sonra küresel tüketimin gerçekten hangi senaryoya yaklaştığı kritik olacak.Çin'in petrol iştahı da zayıfladıTalep tarafındaki ikinci baskı Çin’den geliyor. OPEC verilerine göre Çin’in ham petrol ithalatı haziran ayında günlük ortalama 7,1 milyon varile kadar geriledi.Çinli rafinerilerin düşük kapasite kullanımıyla çalışması ve yüksek fiyatlara karşı daha temkinli davranması dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından birinden gelen talebi sınırlıyor. Hindistan’ın ham petrol ithalatı da haziran ayında mevsimsel etkilerle günlük 4,8 milyon varile geriledi.Petrolün 100 doların üzerine çıktığı dönemlerde tüketicilerin kullanımını azaltması ve sanayi şirketlerinin alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi de fiyat artışlarının kendi talebini aşağı çekmesine yol açıyor.Bu nedenle piyasada artık yalnızca “Hürmüz kapanırsa petrol ne kadar yükselir?” sorusu sorulmuyor. Yüksek fiyatların dünya ekonomisinde ne kadar talep kaybı yaratacağı da aynı ölçüde önem taşıyor.Ham petrolden daha büyük sorun yakıttaPiyasanın daha az görünen ancak tüketici açısından kritik tarafı rafineri ürünlerinde yaşanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, küresel rafineri işleme miktarının temmuz ayında geçen yılın yaklaşık günlük 5 milyon varil altında kaldığını hesaplıyor.Orta Doğu’daki ürün ihracatının aksaması, Rus rafinerilerine yönelik saldırılar ve Asya’daki düşük kapasite kullanımı özellikle dizel, jet yakıtı ve benzin piyasalarını sıkılaştırıyor.Atlantik Havzası’ndaki rafineri marjları temmuz ayında tarihi seviyelere yükselirken Avrupa’da dizel ve benzin stoklarının düşük kalması ürün fiyatlarını destekliyor. Bu tablo, ham petrol 90 doların altında kalsa bile tüketicinin akaryakıt fiyatlarında aynı rahatlamayı görmeyebileceği anlamına geliyor.Türkiye açısından da Brent petrol kadar rafineri ürünlerindeki fiyat hareketi önem taşıyor. Petrol fiyatı, ürün marjları ve döviz kuru birlikte değerlendirildiğinde küresel ham petrol fiyatındaki sınırlı gerilemenin pompaya aynı ölçüde yansımaması mümkün.90 doların üzerinde ne gerekiyor?Petrol piyasasında kısa vadede en önemli eşik yine Hürmüz olacak. Ancak mevcut gelişmelerin önemli bölümünün fiyatlara girmiş olması nedeniyle 90 doların üzerinde güçlü ve kalıcı bir hareket için piyasanın yeni bir arz kaybı görmesi gerekebilir.Yeni tanker saldırıları, petrol terminali veya rafineri hasarı ya da ABD-İran görüşmelerinin tamamen sona ermesi fiyatlarda yeni risk primi oluşturabilir. Buna karşılık diplomatik temasların yeniden başlaması ve gemi geçişlerinin toparlanması petrolü hızla aşağı çekebilecek gelişmeler arasında bulunuyor.Arz tarafındaki sıkılık ile talepteki zayıflık şimdilik birbirini dengeliyor. Brent petrolün 90 dolar çevresinde sıkışmasının temel nedeni de tam olarak bu: Hürmüz fiyatı yukarı iterken, dünya ekonomisinin petrol iştahı aynı hızla büyümüyor.