Japonya ekonomisi ikinci çeyrekte büyümeyi sürdürdü ancak hız piyasa beklentisinin altında kaldı. Hanehalkı tüketimi yerinde sayarken şirket yatırımları geriledi; büyümeyi ihracat ve kamu harcamaları ayakta tuttu, gözler BOJ'a çevrildi.
Japonya ekonomisinden haftanın ilk saatlerinde gelen büyüme verisi ilk bakışta olumlu görünse de ayrıntılar daha kırılgan bir tablo ortaya koydu. Ekonomi üst üste üçüncü çeyrekte büyürken iç talepteki zayıflık, eylül ayında yeni bir faiz kararına hazırlanan Japonya Merkez Bankası'nın önündeki denklemi zorlaştırdı.Büyüme beklentinin gerisinde kaldıJaponya Kabine Ofisi'nin 17 Ağustos'ta açıkladığı ilk tahminlere göre ülke ekonomisi nisan-haziran döneminde bir önceki çeyreğe kıyasla reel olarak yüzde 0,3 büyüdü. Piyasa beklentisi yüzde 0,5 civarında bir artışa işaret ediyordu.Büyümenin yıllıklandırılmış hızı yüzde 1,1 olarak gerçekleşti. Ekonomistler yaklaşık yüzde 2'lik bir büyüme beklerken yılın ilk çeyreğinde ekonomi çeyreklik yüzde 0,5, yıllıklandırılmış olarak ise yüzde 2,1 büyümüştü.Böylece Japonya ekonomisi büyümeyi korusa da hız belirgin biçimde düştü. Özellikle ekonominin içeride ne kadar güçlü olduğuna ilişkin göstergeler, manşet büyüme rakamından daha zayıf bir görüntü verdi.Tüketici durdu, şirketler yatırıma fren yaptıJapon ekonomisinin yarısından fazlasını oluşturan hanehalkı tüketimi ikinci çeyrekte büyümedi. Ücretlerdeki artışa rağmen yüksek yaşam maliyetinin tüketici üzerindeki baskısının tamamen ortadan kalkmaması, ekonominin en önemli motorlarından birinin yeterince hızlanamadığını gösterdi.Daha dikkat çekici hareket şirket yatırımlarında yaşandı. Özel sektörün konut dışı yatırımları ikinci çeyrekte yüzde 1,2 gerilerken piyasa yaklaşık yüzde 0,4'lük artış bekliyordu. Konut yatırımları da yüzde 0,5 azaldı.İç talebin bu görünümü, Japonya'nın yalnızca maaş artışlarına değil, hanehalkının elde ettiği geliri gerçekten harcamaya başlamasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Şirketlerin yatırım tarafında daha temkinli davranması da önümüzdeki çeyrekler açısından yakından izlenecek bir başka risk oluşturuyor.Buna karşılık kamu tüketimi yüzde 1,6 arttı. Böylece özel sektörün yeterince güçlü olmadığı bir dönemde devlet harcamaları ekonomik faaliyetin daha fazla zayıflamasını sınırlayan unsurlardan biri oldu.Büyümeyi dış ticaret taşıdıİçerideki zayıflığa rağmen Japonya'nın ihracat cephesi ekonomiyi yukarıda tuttu. Mal ve hizmet ihracatı ikinci çeyrekte yüzde 0,5 artarken ithalat yüzde 1,5 geriledi.İhracat ile ithalat arasındaki bu fark, net dış talebin ekonomik büyümeye yaklaşık 0,5 puan katkı sağlamasına yol açtı. Başka bir ifadeyle dış ticaretten gelen destek olmasaydı ikinci çeyrek büyüme tablosu çok daha zayıf görünecekti.Japon otomobillerine, özellikle hibrit modellere yönelik ABD talebi ihracatı desteklemeyi sürdürüyor. Küresel yapay zekâ yatırımlarının hız kesmemesi de Japonya'nın güçlü olduğu yarı iletken üretim ekipmanları ve elektronik bileşenlere yönelik talebi canlı tutuyor.Bu tablo, son aylarda Japonya ihracatında görülen güçlü performansla da örtüşüyor. Ancak dış talebe artan bağımlılık, ABD ve Çin ekonomilerindeki olası bir yavaşlamanın Japonya üzerinde daha hızlı hissedilebileceği anlamına geliyor.BOJ için eylül kararı zorlaştıBüyüme verisinin en önemli piyasa sonucu Japonya Merkez Bankası'nın önündeki faiz kararı açısından ortaya çıkıyor. BOJ, 31 Temmuz'daki toplantısında gecelik faiz oranını yaklaşık yüzde 1 seviyesinde tutarken kurul içindeki bir üye faizin yüzde 1,25'e çıkarılmasını istemişti.Merkez bankasının bir sonraki para politikası toplantısı 17-18 Eylül'de yapılacak. Enflasyon baskısının yüksek kalması faiz artışı yönündeki argümanı desteklerken tüketimin büyümemesi ve şirket yatırımlarındaki sert düşüş, daha fazla sıkılaşmanın ekonomi üzerindeki risklerini artırıyor.Bu nedenle son büyüme verisi tek başına eylül ayında faiz artışını ortadan kaldırmış değil. Ancak BOJ açısından kararın yalnızca enflasyona bakılarak verilmesini zorlaştıran yeni bir veri daha ortaya çıkmış durumda.Önümüzdeki bir ayda ücretler, tüketim, enflasyon ve şirket yatırımlarına ilişkin göstergeler daha da önem kazanacak. İç talebin yeniden güçlendiğini gösteren veriler BOJ'un elini rahatlatabilirken tüketimdeki durgunluğun sürmesi eylül toplantısındaki faiz tartışmasını daha da sertleştirebilir.