">"> "> &lang=en"> ">
← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 17.08.2026 00:00 👁 3 görüntülenme

Atmosferdeki değişim damarlarımıza sızdı

Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu 420 ppm sınırını aşarken, 20 yılı aşkın sürede binlerce insan üzerinde yapılan araştırma, yükselen karbondioksitin kan kimyasını değiştirdiğini ortaya koydu. Bikarbonat seviyeleri yüzde 7 artarken, kalsiyum ve fosfordaki düşüş, biyolojik dengedeki değişime işaret ediyor.

Atmosferdeki değişim damarlarımıza sızdı
Başak Nur GÖKÇ[email protected] Devrimi’nden bu yana gezegenin sıcak­lığını artıran, aşırı hava olaylarıyla küresel ekonomiye her yıl yüz milyarlarca dolar­lık zarar veren ve tarımsal ve­rimliliği tehdit eden iklim kri­zi, artık sadece dış dünyamızı değil, doğrudan iç dünyamızı da biçimlendiriyor. Dünya ge­nelinde atmosferik karbondi­oksit (CO2) konsantrasyonu 2000 yılında yaklaşık 369 ppm seviyesindeyken, günümüz­de 420 ppm’in üzerine çıkarak insanlık tarihinin en yüksek eşiklerinden birine ulaştı. Kü­resel emisyonların azaltılma­sı yönündeki uluslararası taah­hütlere ve yeşil dönüşüm yatı­rımlarına rağmen yükselmeye devam eden bu sera gazı tutarı, gezegenin ekosistemlerini dö­nüştürmekle kalmıyor, insan biyolojisi üzerinde de somut, ölçülebilir ve fizyolojik izler bı­rakıyor. Yapılan son kapsam­lı araştırmalar, sera gazı emis­yonlarındaki bu tarihsel artı­şın, insan vücudunun temel biyokimyasal dengelerini ses­sizce değiştirdiğini gözler önü­ne seriyor.Görünmeyen biyolojik dönüşüm Air Quality, Atmosphere and Health dergisinde yayımla­nan son araştırma, iklim krizi­nin insan sağlığı üzerindeki en doğrudan ve sinsi etkilerinden birini belgeledi. Avustralya Ço­cuk Araştırma Enstitüsü, Cur­tin Üniversitesi ve Avustral­ya Ulusal Üniversitesi (ANU) bünyesindeki bilim insanları tarafından gerçekleştirilen ça­lışma, son 20 yılı aşkın sürede elde edilen devasa sağlık veri­lerini masaya yatırdı. Araştır­macılar, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması (NHA­NES) veri tabanından yararla­narak, 1999 ile 2020 yılları ara­sında ikişer yıllık periyotlarla yaklaşık 7 bin kişiden alınan kan testi sonuçlarını titizlikle analiz ettiler. Elde edilen ve­riler, atmosferdeki karbondi­oksit artış eğilimi ile insan kan kimyasındaki değişimin tam bir paralellik gösterdiğini or­taya koydu.Sessiz kan değişimi Araştırma sonuçlarına gö­re, 1999 yılından bu yana in­celenen bireylerin ortala­ma serum bikarbonat sevi­yelerinde yaklaşık yüzde 7 oranında net bir artış kay­dedildi. Kan kimyasında yaşanan bu yükseliş, at­mosferdeki karbondiok­sit miktarıyla doğrudan ilişkili bir biyolojik gös­terge olarak kabul edi­liyor. Ancak değişim sadece bikarbonat ile sınırlı kalmıyor. Aynı zaman dilimi içerisin­de vücudun kemik ve hücresel sağlığı için ha­yati önem taşıyan orta­lama kalsiyum ve fosfor seviyelerinde dikkat çe­kici düşüşler tespit edildi. Atmosfer bileşimindeki ka­demeli değişimin, insan me­tabolizması tarafından bir uyum mekanizması olarak yanıtlandığı ifade ediliyor.Çalışmanın yazarların­dan Doçent Alexander Lar­combe, elde edilen verilerin iklim krizinin biyolojik yan­sımalarını açıkça gösterdiği­ni belirterek, “Gördüğümüz şey, iklim değişikliğine yol açan atmosferdeki karbon­dioksit artışını yansıtan, kan kimyasında kademeli bir de­ğişimdir. Sonuçlar vücudun atmosferin bileşimindeki değişikliklere zaten uyum sağlamaya başlamış olabile­ceğini gösteriyor” dedi.Çocuklar risk altında Gelişim çağında olan çocuklar ve gençler, bu biyolojik kaymanın merkezinde yer alıyor. Vücut sistemleri henüz tam olarak olgunlaşmadığı için çevresel değişimlere karşı son derece hassas olan genç nesiller, yaşamları boyunca yüksek atmosferik CO2 seviyelerine en uzun süre maruz kalacak grup durumunda. Bikarbonat seviyelerindeki yükselişe eşlik eden kalsiyum ve fosfor kayıpları, ilerleyen yıllarda erken kemik erimesi, kas fonksiyon bozuklukları ve metabolik rahatsızlıklar gibi ciddi sağlık sorunlarının kitlesel olarak artabile-ceğine işaret ediyor.Bu yüzyılın sonu daha tehlikeli olabilirModellemelerin geleceğe dönük karamsar bir tablo çizdiğini vurgulayan Doçent Alexander Larcombe, “Mevcut eğilimler de­vam ederse, model­lemeler ortalama bi­karbonat seviyele­rinin 50 yıl içinde bugün kabul edilen sağlıklı aralığın üst sınırına yak­laşabilece­ğini gös­teriyor. Kalsiyum ve fosfor seviyeleri de bu yüz­yılın sonla­rına doğru sağlıklı ara­lıklarının alt sınırına ula­şabilir” diye konuştu.Artan bikarbonat biyolojik dengeyi zorluyorKandaki bikarbonat, vücudun hassas asit-baz dengesini (pH) düzenlemek için en kritik bileşenlerden biridir. Solunan havadaki karbondioksit miktarı arttıkça, vücut kan pH'ını sabit tutabilmek ve artan asiditeyi nötralize edebilmek adına ilave bikarbonat tutma eğilimi gösterir. Bu tepki kısa vadede hayati dengeyi korumaya yardımcı olsa da, sürecin onlarca yıl boyunca kesintisiz devam etmesi durumunda ciddi fizyolojik riskler doğurabileceği belirtiliyor.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in