Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet: Türkiye dışarıda kalırsa Avrupa da kaybeder
Türkiye’nin ‘Made in Europe’ kapsamı dışında kalması Avrupa’da da maliyetleri arttıracak. Henüz alınmış bir karar olmadığını söyleyen Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet, Türkiye’nin 30 yıldır Avrupa’nın en önemli ortaklarından biri olduğunu söyleyerek, aksi durumda tablo ‘kazan-kazan’dan ‘kaybet-kaybet’e döner” dedi.
Türkiye’de uluslararası bir otomotiv şirketi ilk kez yüzde 100 elektrikli araç üretimine başladı. Geçen hafta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla ilk seri üretim modeller banttan inerken, kafalardaki tek soru ‘Made in Europe’ konusu oldu. Hyundai’nin İzmit tesislerinde gerçekleştirilen tören için Türkiye’ye ziyarette bulunan Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet’e Türkiye’de elektrikli bir otomobil üretiminin ‘Avrupa’ kararlarından dolayı risk yaratıp yaratmadığını sordum. Martinet’in cevabı ise şöyle oldu: “Burada üretim yapmak bence çok iyi bir yöntem. Hala da böyle düşünüyoruz. Tabi bu Avrupa’da nasıl değerlendirilecek. Bunun cevabını ilerleyen dönemlerde alacağız. Türkiye’nin ‘Made In Europe’ dışında kalmasının oldukça olumsuz sonuçları olur. Türkiye’nin aslında Avrupa’nın önde gelen ortaklarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteren birçok neden var. Avrupa ile Türkiye arasındaki ticari dengeye baktığınızda, aslında oldukça dengeli bir tablo görüyorsunuz. Avrupa, Türkiye’den gelen yüksek miktardaki ithalat nedeniyle ciddi bir dengesizlik yaşamıyor. Otomobil ticaretine baktığınızda da benzer bir durum söz konusu. AB’den Türkiye’ye ihraç edilen araçlarla Türkiye’den AB’ye ihraç edilen araçların akışları da birbirine oldukça yakın. Yani burada zaten mevcut olan bir karşılıklılık söz konusu. Ayrıca Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden bir Gümrük Birliği bulunuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bu yönde değerlendirilmesini destekleyen çok sayıda unsur var. Bizim tüm bu gerekçelere dayanarak umudumuz ve beklentimiz, Türkiye’ye adil bir yaklaşım sergilenmesi ve Türkiye’nin IAA kapsamındaki gerekliliklere dahil edilmesi.”“En rasyonel yaklaşım dahil edilmesi” Eğer aksi bir durum gerçekleşirse bunun sonuçları olacağına değinen Xavier Martinet, “Açıkçası bununla ilgili senaryolarımızı şimdiden geliştirdik. Ancak henüz herhangi bir düğmeye basmıyoruz. Çünkü bunlar aynı zamanda yapısal kararlar. Burada sadece bir aracın üretimini başka bir yere taşımaktan bahsetmiyoruz. Aslında bir ekosistemin taşınmasından söz ediyoruz. Bir otomobil ürettiğinizde sadece otomobil fabrikası yoktur; fabrikanın çevresinde çok sayıda tedarikçi bulunur ve onların da kendi tedarikçileri vardır. Ortada gerçek anlamda bir üretim ekosistemi oluşur. Bunu değiştirmek kolay değildir. Bu nedenle tekrar söylüyorum: Bize göre en rasyonel yaklaşım, Türkiye’nin bu kapsamına dahil edilmesi olacaktır. Bunun herkes açısından çok daha anlamlı olacağını düşünüyorum” dedi.“Aksi olursa kaybet-kaybet durumu yaşanır” “Eğer dahil edilmezse, alternatif senaryolara bakmak zorunda kalacağız” diyen Xavier Martinet, “Ancak bunun herkes için kazan-kazan değil, kaybet-kaybet durumu yaratacağını düşünüyorum. Çünkü aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltmaya ve yerelleşmeye çalışıyorsunuz. Fakat bunun yanında erişilebilirlik ve uygun fiyat hedefini de göz etmeniz gerekiyor. Eğer Türkiye’de üretilebilecek bazı araçları Avrupa’da üretmek zorunda kalırsanız, bunun maliyetleri artırdığından oldukça eminim. Sonuçta müşteriler Avrupa’da bazı araçları daha yüksek fiyatlar nedeniyle satın alamaz hale gelirse, bu durumda sadece müşteriler değil, Avrupa da kaybedebilir” yorumunu yaptı.Üretim tesisleri artık daha proaktif Hyundai’nin Türkiye’de uyguladığı üretim modelinin temelinde farklı güç aktarma sistemleri arasında esneklik bulunuyor. Martinet, müşterilerin elektrikli araç talebinin yükselmesi halinde İzmit’te daha fazla IONIQ 3 üretilebileceğini, elektrikli araç talebinin beklenenden düşük olması halinde ise içten yanmalı motorlu veya hibrit araç üretiminin artırılabileceğini belirtti. “Eğer yarın müşteriler daha fazla elektrikli araç isterse, daha fazla IONIQ 3 üretiriz” diyen Martinet, üreticilerin müşterilerin satın alamayacağı araçları üretmesinin ekonomik açıdan anlamlı olmadığını söyledi.“Gelecekte hidrojenli üretim var” “Bizim bakışımız Türkiye’ye kısa vadeli değil” diyen Xavier Martinet, Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır Avrupa operasyonları açısından stratejik bir varlık olduğunu söyledi. Geçmişte Türkiye’de daha çok küçük hacimli içten yanmalı motorlu araçların üretildiğini belirten Martinet, 2026 itibarıyla elektrikli araçlarla yeni bir dönemin başladığını ve gelecekte hidrojen, elektrikli araçlar ile diğer güç aktarma sistemlerini kapsayan daha geniş bir teknoloji yapısının ortaya çıkacağını ifade etti. Martinet, Türkiye’nin endüstriyel açıdan Hyundai’nin küresel organizasyonunun temel parçalarından biri olduğunu söyledi.Vergi sisteminizi çok yaratıcı buluyorum bütün otomobil satıcıları uzman olduTürkiye’de yaşanan vergi sisteminin otomotiv şirketlerini fiyatlandırma konusunda oldukça hassas kararlar almasına neden olduğunu anlatan Martinet, vergi dilimi değişiminin yalnızca eşik üzerinde kalan kısma değil, aracın toplam fiyatına etkisinin bulunduğuna dikkat çekti. Martinet, bu nedenle vergi eşiklerinin fiyatlandırma stratejisinin en önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. Otomobil üreticilerinin her model ve versiyon için sürekli optimizasyon yaptığını belirten Martinet, hedefin üretici, bayi ve müşterinin birlikte kazanacağı bir yapı oluşturmak olduğunu ifade etti. Martinet, bunun yalnızca “en ucuz fiyat” stratejisi olmadığını, müşterinin rekabetçi ve adil bir fiyatla otomobile ulaşmasını, üreticinin ve bayinin de sürdürülebilir şekilde kâr edebilmesini hedeflediklerini söyledi. Martinet, “Vergi sisteminiz konusunda oldukça yaratıcı olduğunuzu söyleyebilirim. Herkes araç için doğru fiyat seviyesini bulmaya çalışan adeta birer uzman haline geldi” dedi.Türkiye değer zincirinin ana parçasıOtomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, Avrupa Birliği’nin Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) kapsamında Türkiye’nin ana ve tedarik sanayisiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eroldu, bazı fabrikalarda yeni model ve kapasite yatırımları nedeniyle üretim hatlarında geçiş hazırlıkları yapıldığını kaydetti. Eroldu, bu yatırımların ilerleyen dönemde Türkiye’nin üretim ve ihracatına önemli katkı sağlayacağını söyledi. İç pazarda yerli üretim payının geçen yıl yüzde 29 iken bu yıl yüzde 34’e yükseldiğini belirten Eroldu, yeni modellerin üretim temposunun artmasıyla yerli payında daha belirgin bir yükseliş beklediklerini dile getirdi. 2027 yılında sektörün en önemli gündemlerinden birinin Avrupa Birliği’nin IAA düzenlemesi olacağını vurgulayan Eroldu, Türkiye’nin otomotiv ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini Avrupa’ya gerçekleştirdiğini hatırlattı. Türkiye ile Avrupa arasındaki yaklaşık 30 yıllık entegrasyonun yalnızca ticaretten ibaret olmadığını belirten Eroldu, üretim, yatırım ve tedarik zincirlerinin birbirine bağlı olduğuna dikkat çekti. Eroldu, IAA’nın Türkiye’nin mevcut yatırımlarını ve gelecekte yapılacak yeni model, kapasite ve teknoloji yatırımlarını doğrudan etkileyebileceğini belirterek, Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı ve Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesini beklediklerini söyledi. Sektörün 2026 yılını da değerlendiren Eroldu, üretim ve ihracatın 2025’in bir miktar altında ancak yakın seviyelerde gerçekleşmesini beklediklerini açıkladı. 2027’de ise Avrupa’daki talep, Çin kaynaklı rekabet, maliyet baskıları, finansmana erişim ve kapasite fazlasının sektörün temel gündemleri arasında yer alacağını belirtti.