">"> "> &lang=en"> ">
← Tüm Haberler
EKONOMİ Habertürk · 14.08.2026 11:52 👁 1 görüntülenme

Markaların yeni influencerları çalışanları mı?

Şirketler, markalarını yalnızca kurumsal hesaplarından değil, çalışanlarının kişisel sosyal medya hesaplarından da görünür kılmaya yöneliyor. “Çalışan elçiliği” olarak adlandırılan bu model, çalışanların deneyim ve uzmanlıklarını kendi dilleriyle paylaşmasını öne çıkarırken, emeğin karşılığı ve paylaşımın ne kadar gönüllü olduğu konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor

Markaların yeni influencerları çalışanları mı?
Dünyada employee advocacy (çalışan elçiliği) adı verilen model, çalışanları markaların içerik üretim zincirine katıyor. Şirketler artık yalnızca kurumsal hesaplarından değil, çalışanlarının kişisel profillerinden de görünür olmayı hedefliyor. Peki bu paylaşımlarda konuşan gerçekten çalışan mı, yoksa markanın çalışanın hesabı üzerinden yaydığı bir mesaj mı? Dijital iletişim danışmanı Ercüment Büyükşener, İnteraktif Reklamcılar Derneği (IAB Türkiye) CEO su Neslihan Olcay ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık ve Tanıtım Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halime Yücel e göre bu sorunun tek bir cevabı yok. Üçü de eğilimi doğruluyor, ama nedenlerini, sınırlarını ve risklerini birbirinden farklı yerlere oturtuyor. Ercüment Büyükşener e göre bu değişimin özünde görünürlükten güvene doğru bir kayma var. İnsanlar artık markaların ne söylediğinden çok, o markanın içindeki gerçek insanların ne söylediğine bakıyor diyen Büyükşener, çalışanların hem daha doğal bir temas kurduğunu hem markanın kültürünü dışarıya taşıdığını söylüyor. Ona göre bu yalnızca bir içerik trendi değil, iletişimin daha insan merkezli hale gelmesi. Neslihan Olcay ise aynı eğilimi biraz farklı bir çerçeveden okuyor. Olcay bunu , influencer pazarlamasından çalışan içeriğine bir geçişten çok, dijital iletişimin büyümesi olarak değerlendirerek : İnsanların markalarla değil, markaların arkasındaki gerçek insanlarla bağ kurma eğilimi, aslında influencer pazarlamasının yükselişinin de temel dinamiklerinden biriydi ifadelerini kullandı. Olcay, bugün aynı eğilimin çalışan ve yöneticilerin de daha görünür hale gelmesini desteklediğini aktarıyor; markalar açısından bakıldığında çalışanların uzmanlığı ve deneyimi daha kişisel bir dille aktarabildiğini, kendi ağları üzerinden erişimi genişlettiğini ve kurum kültürünü doğrudan deneyimleyen kişiler olarak işveren markasına katkı sağladığını ekliyor. Yapay zekâ ile üretilen içeriklerin hızla çoğaldığı bir dönemde gerçek deneyim ve uzmanlığın değerinin de arttığını düşünüyor. Olcay burada bir çekinceden de bahsediyor: Çalışan içerikleri her zaman daha etkilidir gibi genelleyici bir sonuca varılmaması gerektiğini vurguluyor. Bir ürünün geliştirilmesinde görev alan bir mühendisin ya da müşterilerle çalışan bir uzmanın kendi deneyimini aktarması kurumsal söylemi güçlendirebilir, ama etkinlik içeriğin niteliğine, kişinin uzmanlığına ve iletişimin amacına göre değişiyor. Reklamın, influencer iş birliklerinin, kurumsal iletişimin ve çalışan içeriklerinin farklı işlevleri olduğunu, bunların birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olması gerektiğini söylüyor. Hootsuite in En İyi Çalışan Elçiliği Programı Örnekleri başlıklı rehberi, bu modeli çalışanları kendi ağlarında marka içeriği paylaşmaya teşvik eden yapılandırılmış bir yöntem olarak tanımlıyor. Rehber, Edelman a atıfla tüketicilerin yüzde 88 inin güveni fiyat ve kalite kadar önemli bulduğunu aktarıyor; kurumsal hesapların değil gerçek kişilerin neden öne çıkarıldığını açıklayan verilerden biri de bu. Peki, çalışan içerikleri influencer pazarlamasının yerini mi alıyor? Üç uzman da bu sonuca karşı çıkıyor ama gerekçeleri farklı... Ercüment Büyükşener e göre influencer pazarlaması ortadan kalkmayacak, sadece rolü yeniden tanımlanacak. Büyükşener e göre influencer lar erişim ve yeni kitlelere ulaşmada güçlü kalmaya devam ederken, çalışanlar güven, uzmanlık ve marka kültürü tarafında daha güçlü olabiliyor. bu iki grup birbirinin alternatifi değil, farklı ihtiyaçları karşılayan iki ayrı kanal. Olcay ise maliyet odaklı bir okumaya açıkça karşı çıkıyor: Çalışan elçiliğini, influencer pazarlamasının daha ucuz bir alternatifi olarak konumlandırmak doğru değil. IAB CEO suna göre reklam erişim ve ölçek sağlarken, yayıncı iş birlikleri içerik ve bağlam yaratıyor, influencer lar belirli topluluklarla ilişki kuruyor, çalışanlar ise kurumun uzmanlığını ve deneyimini görünür kılabiliyor; yani söz konusu olan bütçenin bir kanaldan diğerine kayması değil, araçların çeşitlenmesi. Olcay özellikle B2B alanına dikkat çekiyor. Danışmanlık, profesyonel hizmetler, teknoloji ya da siber güvenlik gibi sektörlerde klasik influencer pazarlamasının her zaman doğal bir eşleşme yaratmadığını, çünkü müşteri ve proje bilgilerinin gizlilik nedeniyle kamuya açık şekilde anlatılamayabileceğini söylüyor. Bu durumlarda şirketin kendi uzmanlarının bilgi ve deneyimlerini kendi profesyonel ağlarında paylaşması, ona göre influencer pazarlamasının alternatifi değil, creator iletişiminin B2B ye özgü bir biçimi. Üç uzman da modelin her sektörde aynı hızda yayılmayacağı konusunda hemfikir, ama gerekçeleri farklı katmanlardan geliyor. Büyükşener e göre insanların uzmanlığa ve deneyime güvenerek karar verdiği sektörler öne çıkıyor: teknoloji, finans, danışmanlık, eğitim, perakende, turizm ve sağlık. Ercüment Büyükşener e göre çalışanın bilgi ve deneyiminin markanın kendisinden daha ikna edici olduğu alanlarda model daha hızlı büyüyecek. Olcay da benzer bir listeye işaret ediyor ; teknoloji ve yazılım, B2B hizmetler, danışmanlık, finans, telekom, otomotiv, e-ticaret, perakende. Ama bir uyarıyı da ekliyor: İletişimin özel mevzuatla sınırlandığı sektörlerde modelin kullanım alanı doğal olarak farklılaşacak. Sağlık bunun en belirgin örneği. Olcay, 2025 tarihli Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik in sağlık hizmet sunumunda açık ya da örtülü reklamı yasakladığını, sosyal medya dahil tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini düzenlediğini hatırlatıyor. Bu nedenle sağlık sektöründe çalışan içeriğinin pazarlama iletişiminden çok mevzuata uygun bilgilendirme, bilimsel içerik ve işveren markası ekseninde şekillenmesi daha olası. Prof Dr. Halime Yücel ise tartışmayı influencer pazarlamasının geleceğine taşıyor. Yücel e göre influencer pazarlamasının payı azalmayacak, ama tanımı değişecek; sektör influencer kelimesini markanın çevresinde oluşan geniş bir güven ağının parçası olarak yeniden tanımlamak zorunda kalacak. Şirketlerin bugün erişim ve etkileşim oranı üzerinden yaptığı ölçümlemenin yerini, gelecekte güven kavramının alabileceğini düşünüyor. Konuyu sayılarla desteklemek isteyen Olcay, Türkiye de bu alanda uluslararası araştırmalarla karşılaştırılabilecek kapsamda kamuya açık bir tüketici araştırması bulunmadığını özellikle belirtiyor. Buna karşılık Sprout Social ın 2026 tarihli The Next Wave of Influence araştırmasına işaret ediyor. Araştırma, ABD, İngiltere ve Avustralya dan 2.250 tüketici ile yaklaşık 300 sosyal medya profesyonelinin katılımıyla gerçekleştirildi; geleneksel, çalışan ve yapay zekâ destekli influencer lar arasındaki satın alma alışkanlıklarını ve tercihleri konu alıyor. Araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 40 ı her ay yeni ürün veya hizmetleri çalışanlar tarafından üretilen içerikler üzerinden keşfettiğini belirtiyor. Olcay bu veriyi aktarırken bir uyarıyı da ekliyor: Bu veri Türkiye yi temsil etmiyor. Yine de ona göre veri, çalışan içeriklerinin tüketici yolculuğunda yalnızca kurum kültürü değil, ürün ve hizmet keşfi açısından da bir rol üstlenebildiğini gösteriyor. Çalışan elçiliğinin şirketler açısından öne çıkan avantajlarından biri de maliyet. 2026 Employee Advocacy Benchmark Report a göre çalışan elçiliği programlarında bildirilen en yaygın ortalama tıklama başına maliyet (CPC) 1 doların altında. Raporda bu maliyetin ücretli sosyal medya reklamlarına kıyasla belirgin şekilde daha düşük olduğu belirtiliyor. Rapordaki örnekler, çalışan paylaşımlarının yalnızca daha düşük maliyetle erişim yaratmakla kalmayabileceğini de gösteriyor. Araştırmaya katılan şirketlerden biri, çalışan elçiliği programıyla kurumsal sosyal medya kanallarına kıyasla yaklaşık 8 kat daha fazla erişim elde ettiğini belirtirken, başka bir şirket fırsatlardaki kazanma oranının yüzde 64 arttığını bildirdi. Çalışan elçiliğinin temel faydası ise yalnızca satış olarak görülmüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 36 sı marka görünürlüğündeki artışı programın en önemli kazanımı olarak gösteriyor. Bunu yüzde 17 ile çalışa
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in