Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 yıllık AK Parti iktidarı döneminde sık sık vurgu yaptığı 'iç cepheyi güçlendirme' çağrılarının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin aldığı inisiyatifle...Devamı için tıklayınız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 yıllık AK Parti iktidarı döneminde sık sık vurgu yaptığı 'iç cepheyi güçlendirme' çağrılarının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin aldığı inisiyatifle başlayan Terörsüz Türkiye sürecinde kritik bir aşama daha geçildi. Önceki gece Meclis, Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarıp, milli birlik ve beraberliği perçinleyecek, ülkede huzur iklimini güçlendirecek süreçle ilgili çerçeve yasayı rekor oyla kabul etti. Tarihi bir adım... Yasanın ayrıntılarına girmeyeceğim. Sadece altını çizmek istediğim birkaç husus var. Çerçeve yasa, bir genel af, özel af veya ceza indirimi değil... Şarta bağlı ve süreli bir erteleme rejimi... Hükümlerinin uygulanması ön şarta bağlı... PKK/KCK'nın ve bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararı Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra erteleme mekanizması devreye giriyor. Silah teslimi ve kayıt altına alma işlemlerine ilişkin genelgeyi, güvenlik kurumlarının görüşünü alarak Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı hazırlayacak. Dolayısıyla kanun Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra fiili silahsızlanmanın olup olmadığına bakılacak. Dolayısıyla koşulsuz bir tahliye söz konusu değil... Peki süreç sonunda ne olacak? Eğer her şey istenildiği gibi giderse Türkiye'nin kalkınmasının önündeki en büyük engellerden biri olan terör belası sona erecek. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın çarpıcı rakamlarını görmüşsünüzdür. 40 yıllık PKK terörü ile mücadelenin Türkiye ekonomisine maliyeti 2.3 trilyon dolar olarak hesaplanmış... İletişim Başkanlığı'ndan paylaşılan verilere göre, 2.3 trilyon dolarlık kaynakla ülkenin yaklaşık 23 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek güneş enerji santralleri veya 17 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek rüzgar enerji santralleri kurulabilirdi. 1888 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1106 Osmangazi Köprüsü, 195 Kuzey Marmara Otoyolu, 218 İstanbul Havalimanı ve 1504 Avrasya Tüneli inşa edilebilirdi. 5 bin 150 yataklı şehir hastanesi ile 3 milyon 650 bin 750 aile sağlığı merkezi yapılabilirdi. 36 milyon 298 bin sosyal konut veya 31 milyon 112 bin 600 deprem konutunun inşa edilebilirdi. Her biri 24 derslikten oluşan 460 bin okul ve toplam 11 milyon derslik yapılabilirdi. Liste daha da uzuyor. Harcanan maliyeti yıllara böldüğümüzde, her yıl ülkede verilen cari açık kadar bir paranın terörle mücadeleye gittiği görülüyor! Anlayacağınız, Türkiye terör belası ile uğraşmasaydı bugün yaşanılan ekonomik problemlerin pek çoğu olmayacaktı. Ayrıca... Terörün ülkeye maliyetini sadece güvenlik harcamaları olarak da düşünmemek gerekir. Engellenen yatırımları, turizm gelirlerini, ülkeye gelen döviz akışını, üretici-tüketici-yatırımcı üzerindeki psikolojik etkilerini de hesaba katmalıyız. Burada AK Parti'nin Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili hazırladığı rapora da dikkat çekmek gerekir. Terörün sona ermesiyle Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılda 750 milyar dolarlık ek kaynağa sahip olması bekleniyor. Bu da yılda 75 milyar dolarlık ilave bütçe anlamına geliyor. Bu kaynağın sanayiye, eğitime, ulaşıma, sağlığa, emeklilere harcandığını düşünün. Hal böyleyken, Terörsüz Türkiye sürecinin başarılı olması durumunda, ülke kaynaklarının artık terörle mücadeleye değil, daha fazla üretime, yatırıma, istihdama, eğitime ve gençlere yönlendireceğini söylemek yanlış olmaz. Elbette acılarımızı, hassasiyetlerimizi rafa kaldırmıyoruz. Dağ nöbetinde şehit olan kahraman Mehmetçikleri, Cudi'de, Gabar'da, Bestler Deresi'nde görev başında katledilen öğretmenleri, sağlık çalışanlarını, kundakta öldürülen bebekleri unutmuyoruz. Ancak atılan adımların yeniden aynı acıları yaşamamak için olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. Bu çerçevede, süreci akamete uğratacak her türlü provokasyona karşı uyanık olmak gerek...