">"> "> &lang=en"> ">
← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 10.08.2026 00:00 👁 4 görüntülenme

Deride ‘agresif pazarlama’ ile yeni rota Asya ve ABD

Sıkılaşma politikaları, yüksek faiz ve baskılanmış kurun getirdiği maliyet yükü altında 2026 yılının ilk yarısını ihracatta yüzde 4,7 küçülmeyle kapatan deri ve deri mamulleri sektörü, strateji değişikliğine gitti. Sektör yeni dönemde daha agresif bir pazarlama taktiği ile önceliği Amerika ve Asya pazarlarına verecek.

Deride ‘agresif pazarlama’ ile yeni rota Asya ve ABD
Nurdoğan A. ERGÜ[email protected]üresel pazarlardaki durgunluk ve yurt için­deki enflasyon-faiz kıskacı, emek-yoğun sektörle­ri köklü değişimlere zorluyor. Rekor seviyelerin görüldüğü 2022 yılının ardından ihracat­ta kan kaybı yaşayan deri ve de­ri mamulleri sektörü, tüm ge­lişmelere rağmen 2026 yılını “dengelenme” dönemi ilan etti.Yılın ilk yarısını 682 milyon dolar ihracat ve yüzde 4,7’lik bir düşüşle kapatan sektör, ki­logram başı katma değerde ise Türkiye ortalamasının yakla­şık 10 katına ulaşarak stratejik bir başarı elde etti.Yeni dönemde pazar çeşit­liliği ve pazarlama taktiği an­lamında strateji değişikliği­ne giden sektör, yüzde 43 olan AB bağımlılığını kırmak isti­yor. Sektör olarak nicelik ye­rine niteliğe ve markalaşmaya odaklandıklarına dikkat çeken TİM Deri Konseyi Başkanı ve İstanbul Deri ve Deri Mamul­leri İhracatçı Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Gü­ven Karaca, Çin ile partnerlik, kapıdan kapıya lojistik ağları ve küresel devleri Türkiye’ye getiren agresif pazarlama mo­deliyle sektörün yeni dönem haritasını çizdi.Daha az mal daha pahalıya satıldı Güven Karaca, üretim ma­liyetlerindeki artışa rağmen katma değer odaklı yaklaşım­dan taviz vermediklerini vur­guladı. Geçen yılın ilk yarısın­da 13,87 dolar olan kilogram başı ihracat değerini bu yılın aynı döneminde 15,68 dolara çıkardıklarını belirten Karaca, tablonun detaylarını şu söz­lerle aktardı: “İlk 6 ayda mik­tar bazında daha az mal sattık ancak kalitesi ve katma değe­ri çok daha yüksek ürün ihraç etmeyi başardık. Deri sektörü olarak savunma sanayii, mü­cevher ve hazır giyimden son­ra Türkiye’nin kilogram ba­şı değeri en yüksek dördüncü sektörü konumunda. Alt sek­törlerimize baktığımızda sa­raciye ve deri konfeksiyon ta­rafında pozitif bir performans sergilerken, doğrudan fiyatla rekabet ettiğimiz ayakkabı ve mamul deri grubunda düşüş yaşadık. Ancak ayakkabı itha­latında, özellikle hızlı kargo düzenlemelerinin de katkısıy­la yaşanan geri çekilme sektö­rümüz adına son derece sevin­dirici bir gelişme oldu.”300 milyar dolarlık pazarda gidecek çok yol var Dünyada deri ve deri ma­mullerinde 300 milyar dolar­lık bir pasta olduğunu, Tür­kiye’nin buradan aldığı payın yüzde 1’in altında olduğunu söyleyen Karaca, “Demek ki yapabileceğimiz daha çok şey var. Pazarımızın yüzde 43’ü Avrupa, orayı göz ardı edeme­yiz ama yüzde 43 doğru bir ba­ğımlılık da değil. Bunun için ilk pazarlarımızdan biri de Ame­rika olacak. Amerika dünyada deri ve deri mamulleri sektö­ründe en büyük pazar. Ameri­ka’da konumlanıyor olmamız lazım” diye konuştu.Bu nedenle pazarlama komi­tesini öne çıkardıklarını kay­deden Karaca, geleneksel yön­temlere artık e-ticareti de ek­lediklerini vurguladı.Karaca, “Artık dünya tüke­timin yüzde 20’sini e-ticaret oluşturuyor ve bu git gide ço­ğalıyor. Öyle ki 10 yıl içerisinde yarısını e-ticaret oluşturacak. Biz diyoruz ki ‘hedef dünya’. Bunun için de e-ticareti ilk ön­ce kullanalım. Sonra da gele­neksel yöntemlere devam ede­lim” ifadelerini kullandı.Dünya modasına yön veren 12 marka Türkiye’ye geldi Geleneksel fuar katılım mo­dellerinin ötesine geçerek müşteri odaklı “agresif pazar­lama” dönemine başladıkla­rını belirten İDMİB Başkanı, son 6 ayda yürütülen alım he­yeti organizasyonlarının so­nuç verdiğini söyledi. Ferra­gamo, Guess ve Burberry gibi dünya modasına yön veren 12 küresel markayı ve 25’ten faz­la dev alıcıyı doğrudan Türki­ye’ye getirdiklerini açıklayan Karaca, bu temaslar sayesinde 200’ün üzerinde Türk ihracat­çısını küresel satın almacılarla birebir masaya oturtduklarını ifade etti.Müşterinin kalite, termin ve fiyat olarak üç beklentisi oldu­ğunu hatırlatan Karaca, “Kali­te ve terminde sıkıntımız yok. Sıkıntılı olduğumuz yer fiyat. Orda da farklı koleksiyonlar sunarak ve farklı coğrafyala­ra giderek müşteri ve ürün çe­şitlendirerek orayı aşmak zo­rundayız. Bugün sektörde ka­pasite kullanım oranları yüzde 60’larda yani kapasitemizde de sorun yok. Talep geldiği sü­rece karşılayabiliriz. Koleksi­yonumuzda da bir sorun yok. Bugün fiyat durmakta zorlanı­yoruz. Onu da aşmak için de­vamlı müşteri ile iletişim ha­lindeyiz” ifadelerini paylaştı.“Çin artık rakibimiz değil, en büyük iş ortağımız olmalı” Türkiye’nin deri ihracatın­daki yüzde 43’lük AB bağımlı­lığını riskli bulduklarını ve ro­tayı Amerika ile Asya pazarla­rına çevirdiklerini vurgulayan Karaca, Hong Kong, Çin gibi Asya ülkelerinde fuarlara ka­tıldıklarını belirtti.Çin’in artık rakip olmaktan çıktığını da dile getiren Kara­ca, şu değerlendirmeleri yaptı:“Eskiden Çin’e sadece teda­rikçi ya da rakip gözüyle bakı­yorduk. Ancak mevcut maliyet ve fiyat politikalarımızla bizim rakibimiz Çin değil, Avrupa. Hatta Avrupa’dan bile pahalı olduğumuz noktalar var. Dola­yısıyla her sektörün olduğu gi­bi bizim de net bir ‘Çin planı­mız’ olmalı. Çin bundan sonra en büyük ticari iş birliği yap­mamız gereken ülkelerin ba­şında geliyor.”Dünyada artık ticaretin şekil değiştirdiğini dile getiren Ka­raca, “Dünyadaki pastadan pay almak istiyorsak transit tica­reti ve kapıdan kapıya lojistik ağlarını kurmak zorundayız. Tasarım bizde kalacak, en uy­gun yerde yaptırıp en nitelikli pazara satacağımız küresel bir ticaret modelini oturtmalıyız” ifadelerini kullandı.“Emek yoğun sektörler toplumsal barışın da anahtarı” Yüksek enflasyon ve faiz ortamında sanayicinin temel amacının sabit giderleri karşılayıp ayakta kalmak olduğunu belirten Karaca, meselenin toplumsal boyutuna da dikkat çekti. Tekstil, hazır giyim ve derinin mahalle aralarındaki atölyelere kadar uzanan hayati bir istihdam kapısı olduğunu vurgulayan İDMİB Başkanı, “Bu atölyeler kapandığı zaman mahalledeki gençleriüretimden ve toplumdan koparmış olursunuz. Bu sektörler çöküş yaşarsa gençler sokak çetelerine ve getto yapılarına kayar. Dolayısıyla meseleye sadece ekonomik değil, sosyolojik bir sorumlulukla yaklaşılmalı ve sanayicinin üzerindeki yükler hafifletilmeli” diye konuştu.“En zor dönemi atlattık, ekonomi dengeleniyor”TİM Deri Konseyi ve İDMİB Başkanı Güven Karaca, ekonomide en kötü dönemin geride kaldığına ve bir dengelenme sürecine girildiğine dikkat çekti. Karaca, artık ana odağın yukarı yönlü büyüme olması gerektiğini ifade etti. Dengelenme sinyallerine rağmen karlılığın henüz pozitife dönmediğini söyleyen Karaca, yüksek enflasyon, yüksek faiz ve baskılanmış kur nedeniyle sabit giderlerin aşırı yükseldiğini belirtti. Sanayicinin öncelikle genel giderlerini karşılamak için imalat ve ihracat yaptığına değinen Karaca, faiz ve enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlanmadan karlılık ibresinin yukarı dönmeyeceğini söyledi. Karaca, “Sanayici zordaysa üretim yok demek, üretim yoksa istihdam düşüyor demek” diye konuştu.Markalı satış için yönetime ‘mağazacılık’ eklendiYeniden İDMİB başkanlığına seçilen Güven Karaca, yeni 4 yıllık dönemde kapsayıcı ve hedef odaklı bir yönetim yapısı oluşturduklarını anlattı. Karaca, sektörde ilk kez mağaza zinciri sahibi isimleri de yönetime dâhil ettiklerini açıkladı. Yalnızca üretip satma devrinin kapandığına işaret eden Karaca, “İhracat şampiyonları listemize baktığımızda ilk 10 içerisinde Türk markasıyla dünyaya açılan mağaza zincirlerini görüyoruz. Bu markalarımız ayakkabıdan çantaya kadar deri ürünlerimizi kendi etiketleriyle yurt dışında satıyor. Sektörü büyütmek için markalı satışı teşvik etmemiz gerekiyordu, bu yüzden mağazacılarımızın tecrübesini de yönetime taşıdık” dedi.‘Sanayi kentleri’ modeli hayata geçirilmeli Sektörün yüksek arsa, yapı ve işçilik maliyetleri nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını ifade eden Güven Karaca, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) Suriye/Halep hattında güvenli bir serbest endüstri bölgesi kurulması önerisini bugünün koşullarında rasyonel bulduklarını söyledi. İstanbul’un moda ve tasarım merkezi olarak kalması, emek-yoğun üretimin ise uygun maliyetli bölgelere kaydırılması gerektiğini belirten Karaca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sadece münferit OSB’ler yerine konut, meslek lisesi ve sosyal alanları barındıran “sanayi kentleri” kurma vizyonunu da sonuna kadar desteklediklerini dile getirdi
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in