">"> "> &lang=en"> ">
← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 07.08.2026 00:00

Akdeniz zarafeti: Sardunya

Karayipleri aratmayan koyları, dünyanın en seçkin marinalarından Costa Smeralda'sı, binlerce yıllık Nuraghi taş kuleleri ve yüz yaşını aşan insanlarıyla Sardunya, Akdeniz'in en sıra dışı adalarından biri.

Akdeniz zarafeti: Sardunya
Serkan RAŞASardunya ilk bakışta insanı turkuaz koyları ve beyaz kumlarıyla etkiliyor; birkaç gün sonra ise tarihine, mimarisine ve yaşam biçimine hayran bırakıyor. Bir sabah dünyanın en prestijli marinalarından birinde kahvenizi içerken, öğleden sonra üç bin yıllık taş kulelerin arasında dolaşabiliyor, akşam ise dağ köylerinde nesillerdir değişmeyen sofralara oturabiliyorsunuz.Akdeniz haritasına baktığınızda İtalya çizmesinin hemen solunda büyük bir kara parçası görürsünüz. Ancak haritalar, mekanların ruhunu yansıtmaz. Sardunya, anakaraya bağlı herhangi bir sahil şeridi değil; kendi kuralları, kendi coğrafik karakteri ve dikbaşlı bir izolasyonu olan, adeta başlı başına bir kıta. Bir yanda tunç çağından kalma gizemli taş kuleler, diğer yanda rüzgarın şekillendirdiği koylarda gizlenen rafine ve seçkin bir dünya...Sardunya, gösterişten uzak bir estetiğin ve kökleri çok derinlere inen yerel bir kültürün etrafında şekilleniyor. Sardunya, alışılmış Roma ve Yunan kalıntılarından çok daha farklı bir tablo çiziyor. Bu toprakların en belirgin sembolü, M.Ö. 1500’lere tarihlenen Nuraghi taş kuleleri. Harç kullanılmadan, devasa bazalt ve granit blokların üst üste dizilmesiyle inşa edilen bu yapılar, bugün bile mimari sırları tam olarak çözülememiş bir medeniyetin ayak izleri.Ada, stratejik konumu gereği tarih boyu Fenikelilerden Bizans’a kadar sayısız uygarlığı ağırlamış. Ancak kültürel dokuda en kalıcı izlerden birini, yaklaşık dört yüzyıl boyunca adayı yöneten İspanyollar (özellikle Aragon Krallığı) bırakmış. Batı kıyısındaki Alghero sokaklarında yürürken gotik Katalan mimarisiyle karşılaşmanızın ve yaşlıların hala eski bir Katalanca lehçesi konuşmasının sebebi de bu. Savoy Hanedanlığı ile İtalya'nın birleşme sürecine dahil olana kadar ada, hep kendi izole kabuğunda, dış dünyaya karşı gururlu bir mesafeyle varlığını sürdürmüş.Ağa Han'ın keşfettiği kıyılarSardunya’nın dünya haritasındaki konumunu köklü bir şekilde değiştiren dönüm noktası, 1960'larda İsmaili tarikatının lideri Prens Kerim Ağa Han'ın adanın kuzeydoğu sahillerini ziyaret etmesiyle başlar. Ağa Han, o yıllarda tamamen bakir, sarp kayalıklarla çevrili bu kıyılara kelimenin tam anlamıyla vurulur. Onun vizyonuyla hayata geçen Costa Smeralda (Zümrüt Kıyısı) projesi, dünyanın en prestijli buluşma noktalarından birini yaratırken doğaya mutlak bir itaat talep etmiştir. Bölgenin yapılaşma kuralları nettir: Hiçbir bina çevredeki ağaçların boyunu geçemez, yalnızca yerel taşlar, ahşap ve pastel tonlar kullanılır. Bugün uluslararası jet sosyetenin, kraliyet ailelerinin ve teknoloji figürlerinin vazgeçilmez rotası olan Porto Cervo'da zenginlik, bağıran bir şatafatla değil, doğanın içine gizlenmiş pürüzsüz bir zarafetle kendini gösterir. Michelin yıldızlı sofralar, dünyaca ünlü tasarımcıların butikleriyle yan yana durur ama hepsi Sardunya’nın o vahşi, rüzgarlı tabiatına saygı duyan bir mimarinin içindedir.Sinema tarihine ev sahipliği yapmışBurada oteller, kayaların ve zeytin ağaçlarının arasına, sanki yüzyıllardır oradaymışçasına entegre edilmiş. Bunun en çarpıcı örneği, efsanevi mimar Jacques Couëlle tarafından tasarlanan Hotel Cala di Volpe. Dışarıdan bakıldığında geleneksel, yorgun ve eski bir balıkçı köyünü andıracak şekilde kurgulanan yapı; içine adım attığınızda ahşabın, kavisli duvarların ve sanatın kusursuz bir uyumla işlendiği bir tasarım başyapıtıdır. Sinema tarihine de ev sahipliği yapmış bu yapı, doğanın renklerini iç mekanlara taşır. Hemen ilerisindeki Romazzino ve Pitrizza gibi oteller de benzer bir felsefeyle; misafirlere yüksek mahremiyet, üst düzey İtalyan misafirperverliği ve manzaraya tamamen karışan süitler sunuyor.Uzun yaşamın sırrıSardunya, dünyadaki 5 "Blue Zone" (Mavi Bölge) noktasından biri. Yüz yaşını geçen insanların oransal olarak dünyanın zirvesinde olduğu bir alan. Uzmanlar bunu sadece Akdeniz diyetiyle değil; endişeden uzak bir tempo, güçlü topluluk bağları ve dağ rüzgarıyla açıklıyor. Sofralarındaki gelenekler ise bu uzun yaşamın yakıtı. Odun ateşinde pişen kağıt inceliğindeki geleneksel ekmekleri pane carasau, yöresel dağ otlarıyla beslenen koyunlardan elde edilen keskin Pecorino peyniri...Akdeniz'in en güzel koylarıKarayipler ya da Maldivler’e gitmeye gerek bırakmayan kıyı şeridi, adanın en büyük doğal hazinesi. Ancak burayı özel kılan sadece kum ve su değil, etrafını saran dramatik coğrafya.●La Pelosa (Stintino): Adanın kuzeybatısındaki bu plaj, un gibi incecik kumu ve metrelerce ilerleseniz de boyu geçmeyen kristal suyuyla tablodan fırlamış gibi. Karşısındaki 16. yüzyıldan kalma gözetleme kulesi, manzaraya tarihi bir derinlik katıyor.●Spiaggia del Principe: Prens Ağa Han'ın favori koyu olduğu için bu ismi alan yarım ay şeklindeki plaj, pembe granit kayalarının zümrüt rengi suyla buluştuğu nokta olarak hafızalara kazınıyor.●Cala Goloritzé: Araçla ulaşımın mümkün olmadığı, yalnızca denizden veya uzun bir trekking rotasından geçerek ulaşılan bu koy, üzerinde yükselen kireçtaşı kulesi ile UNESCO’nun koruma şemsiyesi altındadır. Şehir kültürüne dönmek isterseniz güneydeki başkent Cagliari, tepedeki Castello bölgesi, dar İtalyan sokakları ve hemen dışındaki göletlerde yaşayan pembe flamingolarıyla bambaşka bir enerji sunuyor.Kuzeydeki La Maddalena Takımadaları ise Korsika sularına kadar uzanan bakir adacıklardan oluşan bir milli park. Sardunya’nın kıyılarındaki sofistike yaşam, iç kesimlerde yerini çok daha gerçekçi ve sert bir kültüre bırakıyor. Dağlık Barbagia bölgesindeki Orgosolo kasabası, uluslararası siyaseti, ada halkının direnişini ve sosyal adaletsizlikleri ele alan, duvarları kaplayan Murales (duvar resimleri) ile dünyanın en ilginç açık hava galerilerinden biri. Burada sanat adeta galerilerden çıkıp sokakların öfkesine ve hafızasına dönüşmüş gibi.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in