Dış turizme dayalı bir yapıyla sezon dışı istihdamı korumanın giderek daha zor hale geldiğini belirten turizm sektörü temsilcileri, düşük sezonda iç turizmi canlandıracak mekanizmaların devreye alınmasının büyük önem taşıdığını bildirdi. Sektör temsilcileri, istihdamın sezonluk dalgalanmalardan etkilenmemesi için önerilerini DÜNYA'ya anlattı.
Recep ERÇİNTürkiye'de SGK verilerine göre, turizm sektöründe toplam 1 milyon 463 bin kişi istihdam ediliyor. Bunun 429 bini konaklama, 921 bini yiyecek-içecek hizmetleri, 44 bini havayolu taşımacılığı ve 68 bini seyahat acenteciliği alanında görev yapıyor.Bu tablo, turizmin toplam istihdamının yaklaşık yüzde 9’unu oluşturarak, Türkiye ekonomisinin en önemli istihdam kaynaklarından biri olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Fakat turizm istihdamı, sektörün doğası gereği mevsimsel dalgalanmalardan önemli ölçüde etkileniyor. Özellikle haziran-ağustos döneminde konaklama ve yiyecek-içecek işletmelerindeki yoğun talep nedeniyle çalışan sayısı hızla artarken, sezonun sona ermesiyle birlikte istihdamda belirgin bir gerileme yaşanıyor.Turizmde kalıcı istihdam ile dalgalanmaların önüne geçmek için yapılması gerekenleri DÜNYA'ya anlatan Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Yönetim Kurulu Başkanı Müberra Eresin, resort oteller ile şehir otellerinin aynı dinamiklere sahip olmadığına dikkat çekerek, “Şehir otelleri yılın tamamına yayılan farklı bir talep yapısıyla faaliyet göstermekte olup, klasik sezonluk istihdam modeli bu işletmeler için geçerli değildir. Bu nedenle kamu desteklerinin, sektörün farklı segmentlerinin ihtiyaçlarını gözeten, adil ve dengeli bir yaklaşımla tasarlanması büyük önem taşımaktadır” dedi.İstihdamın sürdürülebilirliğinin sadece mali teşviklerle sağlamanın mümkün olmadığını kaydeden Eresin, “İşletmelerin özellikle kış aylarında da faaliyetlerini sürdürebilmeleri için düşük sezonda iç turizmi canlandıracak mekanizmaların devreye alınması büyük önem taşımaktadır. İç turizmi destekleyecek yeni teşvikler, tatil kampanyaları ve seyahati özendirici uygulamalar sektörün yıl boyunca canlı kalmasına katkı sağlayacaktır.Sadece dış turizme dayalı bir yapıyla sezon dışı istihdamı korumak giderek daha zor hale gelmektedir. İspanya, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi turizmde güçlü ülkelerde iç turizm, dış turizm kadar hatta bazı dönemlerde daha yüksek bir hareketlilik yaratmaktadır. Bu ülkelerde iç turizm, sektörün yıl boyunca ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Türkiye’nin de sürdürülebilir turizm hedeflerine ulaşabilmesi için dış pazarların yanı sıra güçlü ve canlı bir iç turizm politikası oluşturması artık stratejik bir zorunluluktur” görüşünü dile getirdi.Mevsimsellik nitelikli istihdamı da etkiliyorSon yıllarda sağlık, spor, kültür, gastronomi ve MICE gibi alternatif turizm alanlarında kaydedilen gelişmelerin resort destinasyonlarının faaliyet sürelerini uzatmaya katkı sağlasa da, turizmi 12 aya yayma hedefinin henüz arzu edilen seviyeye ulaşamadığına işaret eden Eresin, “Mevsimsel çalışma modeli yalnızca istihdamın sürekliliğini değil, aynı zamanda nitelikli iş gücünün sektörde tutulmasını da olumsuz etkilemektedir.Çalışanların sektöre bağlılığının güçlenmesi, mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve hizmet kalitesinin korunabilmesi için yılın tamamına yayılan sürdürülebilir bir çalışma ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bu noktada düşük sezonda düzenlenen uluslararası organizasyonlar stratejik önem taşımaktadır.Kasım ayında gerçekleştirilecek COP31 Konferansı kapsamında yaklaşık 30 bin yabancı ziyaretçinin ülkemize gelmesi beklenmektedir. Bu ölçekte uluslararası etkinliklerin sezon dışı dönemlerde artırılması, yalnızca turizm gelirlerine katkı sağlamakla kalmayacak; işletmelerin daha uzun süre açık kalmasına, istihdamın korunmasına ve sektörün yıl geneline yayılan sürdürülebilirliğine de önemli katkı sunacaktır” ifadelerini kullandı.Desteklerde uygulama dönemi değiştirilebilir“Sektörün sürdürülebilirliği açısından son dönemde atılan bazı adımları da olumlu buluyoruz” diyen Eresin, “Konaklama vergisinin yüzde 2’den yüzde 1’e indirilmesi sektör adına önemli bir düzenleme olmuştur. Aynı şekilde TBMM’ye sunulan ve işverene sağlanacak olan çalışan başına aylık 3 bin 500 TL SGK prim desteği öngören teklif de istihdamın korunması açısından son derece değerli bir girişimdir.Bununla birlikte, söz konusu desteğin etkisinin en yüksek seviyeye ulaşabilmesi için uygulama döneminin yeniden değerlendirilmesinde fayda görüyoruz. Desteğin Mayıs-Aralık 2026 yerine, sektörün en düşük doluluk oranlarıyla faaliyet gösterdiği ocak-mayıs dönemini de kapsayacak şekilde uygulanması çok daha güçlü bir etki yaratacaktır. Özellikle kış aylarında faaliyetini sürdürmeye çalışan oteller açısından bu destek, işletmelerin açık kalmasına ve istihdamın korunmasına doğrudan katkı sağlayacaktır” diye konuştu.Şehir otellerinin maliyet yapısına uygun destek şartTurizm sektörünün rekabet gücünü ve istihdam kapasitesini artırmak için ilave destek mekanizmalarına da ihtiyaç olduğunu dile getiren Eresin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle şehir otellerinin farklı maliyet yapısını dikkate alan uygulamalar geliştirilmeli ve sektörün dinamiklerine uygun esnek çalışma modelleri hayata geçirilmelidir. Mevcut İş Kanunu, turizmin değişken talep yapısıyla tam anlamıyla örtüşmemekte; başta gençler ve kadınlar olmak üzere birçok kişinin sektöre katılımını zorlaştırmaktadır. Turizmin çalışma gerçeklerine uygun esnek istihdam modellerinin geliştirilmesi, hem işletmelerin verimliliğini artıracak hem de nitelikli iş gücünün sektörde kalıcılığına önemli katkı sağlayacaktır.” “Bizde her şey son dakikaya döndü”Tarihi Yarımada'daki durumu anlatan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Oteller Meslek Komitesi'nin önceki dönem başkanı ve Hotel Levni İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, şubat ayı sonunda başlayan ABD/İsrail-İran savaşının ziyaretçi sayılarının düşmesine neden olduğunu söyledi. Savaşın yanında döviz kurları nedeniyle Türkiye'nin pahalı kalmasının da zafiyette önemli bir etken olduğunu anlatan Karacabay, “Mayıs sonu haziranda da Dünya Kupası'nın etkisi oldu.Özellikle Avrupalı maçları evinde izledi. Tabi İstanbul'da yeme-içme çok pahalı. Bu yüzden biz İstanbul otelleri olarak negatif ayrıştık. Bir oda parasına, bir aile dışarda yemek yiyemiyor. Beklentimizin yüzde 25-30 altında kaldık. Doluluklar yüzde 59-60'ta kaldı. Geçen sene yüzde 85 idi” dedi.Turist sayısını artırmak için etkinliklerin önemine işaret eden Karacabay, “İstanbul'da ortalama kalış süresi 3 gün. Bunu artırmak için şehirde düzenlenen etkinlikler, spor müsabakaları, konserler vs. çok önemli. Bu sene konserler vs çok iyi oldu ama daha uzun vadeli planlanması gerekiyor. 2027'de Londra'ya gidecek adam 'Visit London'da neler var gideceğim tarihlerde diye bakıyor.Biz de her şey son dakika. 2-3 ay sonrasını göremiyoruz” diye konuştu. Karacabay, oda fiyatlarının 180-190 eurolardan 130 eurolara kadar düştüğünü belirterek, “Tarihi Yarımada'da hiç olmayan bir şey oldu ve artık satılık oteller var. Bazı aylar düşük bazı aylar yüksek doluluk olsa da bizim eskiden mevsimimiz yoktu. Genel itibarıyla doluluklarımız düştü” ifadelerini kullandı. Karacabay, kongrelere 1 dolar fazla destek verilmesi durumunda İstanbul'a çekilebileceğini kaydederek, “Devletin biraz daha destek olması lazım” önerisini dile getirdi. Mevsimsellik mevzuatla aşılabilir Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, turizmin ekonomi için doğrudan gelir ve istihdam etkisinin ötesinde anlam taşıdığını söyledi. Sorularımızı yanıtlayan Oya Narin, "Döviz kazandırıcı niteliğiyle dış finansman ihtiyacımızın dengelenmesine katkı sağlaması, sektörü orta ve uzun vadede daha stratejik bir konuma taşıdı.Bu nedenle sektörün iktisadi sürdürülebilirliğini konuşurken, işin en kritik bileşeni olan istihdam yapısını da dikkatle ele almamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Turizm istihdamının kırılganlığının ise mevsimsellik olduğunu dile getiren Narin, şunları kaydetti: "İstihdam yıl içinde belirgin biçimde dalgalanıyor; yaz aylarında yükselen çalışan sayısı, sezon kapandığında geriliyor. Her sezon başında yeniden işe alınan personelin