İcra takibi, tüketici hakem heyetine başvuruya engel değil
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketici uyuşmazlıklarında alacaklının aynı anda hem icra takibi başlatabileceğine hem de parasal sınırlar dahilinde Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabileceğine hükmetti. Yüksek Mahkeme, iki hukuki yolun birbirine "derdestlik" oluşturmayacağını belirterek yerel mahkeme kararını kanun yararına bozdu
Tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin önemli bir emsal niteliğindeki karar Resmi Gazete de yayımlandı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, emlak komisyonu alacağına ilişkin bir uyuşmazlıkta, alacaklının icra takibi başlatmış olmasının aynı alacak için Tüketici Hakem Heyeti ne başvurmasına engel teşkil etmeyeceğine karar verdi. UYUŞMAZLIK EMLAK KOMİSYONU ALACAĞINDAN DOĞDU Dosyaya göre davacı emlakçı, taşınmazın satışı nedeniyle hak kazandığını ileri sürdüğü 104 bin 250 liralık komisyon ücretinin tahsili amacıyla önce icra takibi başlattı. Daha sonra Tüketici Hakem Heyeti ne başvurdu. Hakem heyeti başvuruyu reddedince kararın iptali istemiyle dava açıldı. Yerel mahkeme ise aynı alacak için daha önce icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle davanın derdest olduğu kanaatine vararak hakem heyeti kararını onadı. YARGITAY: İKİ HUKUKİ YOL BİRBİRİNİ ENGELLEMEZ Adalet Bakanlığı nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, yerel mahkemenin değerlendirmesini hukuka aykırı buldu. Kararda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun un 68. maddesinde, belirlenen parasal sınırlar altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğu, bunun yanında alacaklının İcra ve İflas Kanunu ndan doğan haklarını kullanmasına engel bulunmadığı vurgulandı. Yüksek Mahkeme, icra takibinin alacak davası niteliğinde olmadığını ve bu nedenle hakem heyeti başvurusu ya da sonrasında açılan davayla derdestlik oluşturmayacağını belirtti. KANUN YARARINA BOZULDU Yargıtay, 2025 yılı için 149 bin liranın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında tarafların hem icra takibi yoluna başvurabileceğini hem de Tüketici Hakem Heyeti sürecini işletebileceğini ifade etti. Bu gerekçelerle Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını kanun yararına bozdu . Kararda, iki hukuki yolun birlikte kullanılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bunların birbirine derdestlik oluşturmayacağı açıkça ortaya konuldu.