ABD, İran'a karşı operasyonları yoğunlaştırıyor: Hürmüz Boğazı'nda deniz ablukası başlatıldı
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların devam edeceğini ve Hürmüz Boğazı'nda deniz ablukasının yeniden uygulanacağını açıkladı. Trump, İran'ın askeri kapasitesine ciddi hasar verdiklerini iddia ederken, diplomatik çözüm kapısını da açık tuttuğunu belirtti. ABD, Körfez bölgesindeki müttefiklerini koruduğu karşılığında finansal destek talep etmektedir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik operasyonların devam edeceğini açıkça beyan etmiştir. Oval Ofis'te gerçekleştirdiği basın toplantısında Trump, ABD'nin sahip olduğu muharebe kapasitesine vurgu yaparak, "Çok büyük miktarda mühimmatımız var. Yıllardır sahip olmadığımız seviyelere ulaştık ve İran'ı çok ağır şekilde vuruyoruz. Bu operasyonlar devam edecek" şeklinde konuşmuştur.
Trump, askeri operasyonların yanı sıra İran'a karşı deniz ablukasını yeniden devreye soktuğunu belirtmiştir. Başkan, "Ablukayı yeniden uygulamaya alıyoruz. Bu abluka münhasıran İran için geçerlidir. İran ile ticari ilişkiler içinde olan gemi ve kuruluşlar boğazdan geçemeyecek, diğer tüm ticari faaliyetler normal şekilde devam edebilecek" açıklamasında bulunmuştur.
İran'ın askeri kapasitesine ilişkin Trump'ın iddialarına göre, ABD son bir ay içinde İran donanmasını etkisiz hale getirmiş, hava kuvvetlerini "fiilen ortadan kaldırmış", füze üretim kapasitesinin yüzde 89'unu ve insansız hava aracı üretim kapasitesinin yüzde 92'sini imha etmiştir.
Trump, tamamen müzakereleri reddetmediğini ifade etmiştir. Başkan, "Bir anlaşmanın halen mümkün olduğuna inanıyorum" diyerek, barışçıl bir çözümün kapısını kapalı tutmamaktadır. Ancak Trump, İran'ın iki gün önce varılan bir anlaşmayı reddederek geri adım attığını ve bunun nedenle yeni operasyonlara başvurulduğunu iddia etmiştir.
ABD Başkanı, Körfez bölgesindeki güvenlik görevlerine de değinmiş, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi müttefiklerini korumaya devam edeceklerini belirtmiştir. Ancak Trump, bu koruma hizmetinin maliyetinin söz konusu ülkeler tarafından karşılanması gerektiğini vurgulamıştır. "Dünyanın en zengin bölgesini koruyoruz. Bunun karşılığında bize ödeme yapılmasını istiyorum" ifadesiyle, ABD'nin Körfez'deki hareketinin ticari ve stratejik çıkarlarla ilişkili olduğunu belirtmiştir.