← Tüm Haberler
EKONOMİ Habertürk · 12.07.2026 11:15 👁 8 görüntülenme

Akdeniz Ülkeleri Deniz Ekosistemlerinin Korunması İçin Birlikte Çalışmalı

TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye İş Bankası ile yürütülen proje kapsamında deniz ekosistemlerinin korunmasının artık ekonomik planlamanın önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Denizlerin tomografisini çeken bilim seferi kapsamında yapılan araştırmalar, iklim değişikliğinin Türkiye denizlerinde tropikalleşme ve yabancı tür istilasına yol açtığını ortaya koymaktadır. Akdeniz bölgesinde ortak koruma eylemlerine ve artan denizanası popülasyonları ile mercan beyazlaşmasına karşı çözüm geliştirmeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Akdeniz Ülkeleri Deniz Ekosistemlerinin Korunması İçin Birlikte Çalışmalı
Türkiye İş Bankası ve TÜDAV tarafından 'Denizler Bizim, Gelecek Bizim' yaklaşımıyla yürütülen projeler çerçevesinde düzenlenen toplantıda, TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk deniz ekosistemlerinin korunmasının artık yalnızca çevre politikalarının değil, ekonomik planlamanın da stratejik başlıklarından biri haline geldiğini belirtmiştir. Öztürk, deniz çayırlarının karbon depolama kapasitesi, oksijen üretimi ve biyolojik çeşitliliğe sağladığı katkılar nedeniyle mavi ekonomi açısından büyük potansiyele sahip olduğunu ifade etmiş, bu alanların gelecekte finans ve yatırım dünyasında değer göreceğini vurgulamıştır. Yerel yönetimlerin denizlerin korunması konusunda daha fazla fon ve kaynak alması gerektiğini belirten Öztürk, bunun yalnızca Avrupa Birliği hibeleriyle mümkün olmadığını, büyük finansman modellerine ihtiyaç duyulduğunu söylemişdir. Uluslararası alanda giderek yaygınlaşan Mavi Tahvil (Blue Bond) uygulamalarının Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu açıklamıştır. TÜDAV tarafından 2026 ilkbaharında gerçekleştirilen bilim seferi kapsamında, Marmara, Ege ve Akdeniz'de 100'ün üzerinde noktada deniz ekosisteminin incelenmesi yapılmıştır. Öztürk bu çalışmayı 'denizlerin tomografisini çekmek' olarak tanımlamıştır. 15 bilim insanının katılım gösterdiği araştırmalarda, deniz suyu sıcaklığı, tuzluluk, ışık geçirgenliği, mikroplastikler, deniz çayırları, mercanlar, deniz memelileri, kaplumbağalar ve denizanaları üzerine kapsamlı ölçümler alınmıştır. Uzaktan kumandalı su altı araçlarıyla bin metre derinliğe kadar gözlem gerçekleştirilmiştir. Araştırmalar, iklim değişikliğinin Türkiye denizlerinde belirgin etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Akdeniz giderek tropikalleşirken, Karadeniz'in ise Akdenizleşme eğilimine girdiği belirtilmiştir. Marmara Denizi'nde yabancı tür sayısı 150'yi aşmış, Türkiye sularındaki yabancı tür sayısı 546'ya ulaşmıştır. Bu türlerin önemli bölümü Kızıldeniz kökenli istilacı türlerden oluşmaktadır. Aslan balığının dağılım alanı kuzeye doğru genişlemiş, İzmir'in ardından Ayvalık kıyılarında da görülmeye başlanmıştır. Öztürk, her yabancı türün istilacı olmadığını ancak istilacı türlerin balıkçılık ve deniz ekosistemi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtmiş, en etkili çözümün toplumsal farkındalık olduğunu ifade etmiştir. 'Denizlerin Ormanları: Mercanlar' projesi kapsamında Marmara Denizi ve Kuzey Ege'de endemik siyah mercan ile taş mercanların korunmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Öztürk, koralejen topluluklarının korunması için tüm Akdeniz ülkelerinin birlikte çalışması, ortak koruma eylemleri geliştirmesi ve bilimsel araştırmaları artırması gerektiğini vurgulamıştır. Araştırmalarda Ege Denizi'ndeki sert mercanlarda beyazlaşmanın sürdüğü ve bunun iklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki etkisini açık şekilde ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Beyazlaşmanın haritalandırılmasıyla elde edilen veriler, Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'nde paylaşılması planlanmaktadır. Deniz çayırlarının en büyük tehditlerinden biri, teknelerin bilinçsiz şekilde çıpa atmasıdır. Çözüm olarak harita ve şamandıra sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtilmiştir. Marmara Denizi'nde ilk kez yalnızca deniz çayırlarını korumaya yönelik araştırma şamandıraları yerleştirilmiştir. Şamandıralara entegre edilen sensörler sayesinde deniz suyu sıcaklığı, oksijen ve tuzluluk uzun dönemli olarak izlenmektedir. Bilim seferi kapsamında denizanası popülasyonları, deniz memelileri ve deniz kaplumbağaları da takip edilmiştir. Ani ve yeni gelen denizanası türleri, balıkçılık faaliyetlerini olumsuz etkilemekte ve insanlar açısından risk oluşturmaktadır. Akdeniz'e özgü ve nesli tehlike altında bulunan Pinna türünde hastalık kaynaklı ciddi kayıplar sürmektedir. Marmara Denizi'nde ise Pinna popülasyonunun olumlu olduğu belirtilmiştir. Öztürk, geçmiş yıllara kıyasla Marmara'da müsilaj problemi azaldığını, ancak İstanbul Boğazı'nda yaşayan yunusların kirlilik, gürültü ve yoğun deniz trafiğinden olumsuz etkilendiğini ifade etmiştir. TÜDAV'ın yaklaşık 30 yıldır Boğaz'da yürüttüğü gözlem çalışmaları kapsamında 1.500'den fazla bilimsel deniz seferi gerçekleştirilmiştir. Koruma çalışmaları yalnızca bilimsel araştırmalarla sınırlı olmayıp, deniz çayırları ve mercanların korunmasına yönelik farkındalık ve eğitim programları da yapılmaktadır.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in