İstanbul'da Kentsel Dönüşüm Hızlanıyor: 1 Milyon 274 Bin Birim Kapsamına Alındı
2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanun ile başlayan kentsel dönüşüm süreci, son iki yılda önemli ivme kazanmıştır. İstanbul'da 1 milyon 274 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alınırken, bunlardan 998 bininin yapımı tamamlanmıştır. Çevre Bakanlığının destekleri ve artan farkındalık, dönüşüm hızını artırırken, uzmanlar deprem riski altındaki megakentin daha hızlı ilerleme gerekliliğine işaret etmektedir.
2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, Türkiye'de kentsel dönüşüm sürecinde yeni bir dönem başlatmıştır. Kanunla birlikte alan bazlı dönüşümlerin yanı sıra bireysel yapıların dönüştürülmesi de mümkün hale gelmiş, riskli yapı tespitinden yıkım ve yeniden inşa süreçlerine kadar tüm aşamalar hız kazanmıştır. Böylece ekonomik ömrünü tamamlayan veya deprem riski taşıyan binalar daha etkin ve sistematik şekilde yenilenmeye başlanmıştır.
İstanbul'da bu kapsamda dönüşüme alınan bağımsız bölüm sayısı 1 milyon 274 bine ulaşmıştır. Bunlardan 998 bininin yapımı tamamlanmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleri ile Kahramanmaraş merkezli depremlerin de etkisiyle son yıllarda dönüşüme giren konut ve iş yeri sayısı rekor seviyeye çıkmıştır. Temmuz 2024 itibarıyla İstanbul'un 39 ilçesinde dönüşüm süreci devam eden bağımsız bölüm sayısı 276 bine ulaşmıştır.
Çevre Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında 376 bin 212 bağımsız bölüm dönüşüm sürecine dahil edilmiştir. Kampanya çerçevesinde konutlar için 875 bin lira hibe, 875 bin lira düşük faizli kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlanırken, iş yerleri için toplam 1 milyon lira destek sunulmaktadır. Kampanya 31 Aralık 2026'ya kadar uzatılmıştır ve bu tarihe kadar ev veya iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlar faydalanabilecektir.
Nisan 2024'te hayata geçirilen yeni destek paketi kapsamında hak sahiplerine 3 milyon liraya kadar kredi desteği sağlanmaktadır. Dünya Bankası işbirliğiyle yürütülen İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi (İADŞP) kapsamında, kentsel dönüşüme katılmak isteyenlere ilk 12 ay geri ödemesiz, 180 aya varan vade ve aylık yüzde 0,69 faiz oranıyla finansman imkanı sunulmaktadır. Dönüşüm alanları ve riskli yapılar için vatandaşlara aylık 8 bin lira kira desteği verilmekte, bu destek riskli yapılarda 18 ay, dönüşüm alanlarında ise 48 aya kadar sürmektedir.
İstanbul'da Yüzyılın Konut Projesi kapsamında 100 bin sosyal konut ayrılmıştır. Yapı kurası çekilen 100 bin konutun dışında 15 bin sosyal konut ise vatandaşlara kiralık olarak sunulacaktır.
Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı (KENTSEV) Başkanı Haldun Ersen, son dönemde İstanbul'da kentsel dönüşümün hızlandığını vurgulamıştır. Özellikle Bahçelievler, Kadıköy, Kartal, Beşiktaş, Büyükçekmece ve Maltepe ilçelerinde bu konudaki hareketliliğin daha yoğun olduğunu belirtmiştir. Ersen, deprem ihtimali olan ve milyonlarca nüfusu bulunan bir megakent için dönüşümün daha hızlı olması gerektiğini ancak son iki yılda hızda önemli artış yaşandığını ifade etmiştir. Artan destekler, kat maliklerinin bilinç yükselmesi, kampanyanın uzatılması, ada bazında dönüşümlerin artması, belediyelerin istekliliği ve dönüşüm uzmanlarının sayısındaki artış bu ilerlemenin temel nedenlerindendir.
Şehircilik, Kentsel Dönüşüm ve Entegre Tesis Yönetim Derneği Başkanı Hüseyin Kılınçarslan, İstanbul'un deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olan dünyanın en önemli metropollerinden olduğunu belirtmiştir. Bakanlığın çalışmaları ve artan toplumsal farkındalık sayesinde kentsel dönüşümün önemli ölçüde hız kazandığını ancak İstanbul'un mevcut yapı stoku ve deprem riski dikkate alındığında çok büyük bir sorumluluk bulunduğunu vurgulamıştır.
Kılınçarslan'a göre kentsel dönüşüm yalnızca yeni bina yapmak değil, doğru şehir planlaması, güçlü mühendislik, etkin denetim, sosyal uzlaşı ve yapı yönetiminin bütüncül olarak ele alınması gereken bir süreçtir. Hak sahipleri arasındaki uzlaşma, finansmana erişim, artan maliyetler, teknik ve hukuki işlemler ile halkın doğru bilgiye ulaşması konularında geliştirilmesi gereken alanlar bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun ortak hareket etmesiyle mümkün olabilecektir.