← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 11.07.2026 00:00 👁 12 görüntülenme

Yapay Zekâ Çılgınlığının Gizli Maliyeti: Küresel Su Krizine Doğru

Yapay zekâ teknolojisinin geliştirilmesi ve işletilmesi için gerekli veri merkezlerinin soğutulması, devasa miktarda tatlı su tüketimini beraberinde getiriyor. Greenpeace verilerine göre veri merkezlerinin su tüketimi 2024'te 239 milyar litreden 2030'da 664 milyar litreye çıkacağı tahmin ediliyor. Söz konusu çevresel maliyetler ise orantısız şekilde su kıtlığı yaşayan Küresel Güney ülkelerine yüklenirken, yaşanan siyasi ve yasal düzenlemeler bu sorunu çözmek için yetersiz kalıyor.

Yapay Zekâ Çılgınlığının Gizli Maliyeti: Küresel Su Krizine Doğru
Yapay zekânın enerji tüketimi tartışması daha çok büyük dil modellerini eğitmek ve işletmek için gereken elektrik gücüne odaklanırken, veri merkezlerini soğutmak için gerekli muazzam su miktarı ve bu suyu elde etmek için kullanılan enerji büyük oranda göz ardı edilmektedir. ChatGPT bu durumun çarpıcı bir örneğidir. GPT-3 modelinin eğitimi sadece soğutma işlemi için yaklaşık 700 bin litre su gerektirmiştir. Greenpeace'in araştırması daha karamsar bir tablo çizmektedir: veri merkezlerinin 2024'te yıllık 239 milyar litre su tüketirken, bu rakamın 2030 yılında 664 milyar litreye yükseleceği tahmin edilmektedir. **Faydalar Kuzey'e, Maliyetler Güney'e** Yapay zekânın sağladığı ekonomik ve teknolojik faydalar başta gelişmiş ülkeler olmak üzere Küresel Kuzey'de yoğunlaşmışken, çevresel etkileri giderek Küresel Güney'e kaymaktadır. 2023 yılında Uruguay, son 70 yılın en ciddi kuraklığını yaşarken, Google'ın veri merkezi projesinin gerçekleşmesi için şehirde kitlesel protestolar patlak vermiştir. Rezervuarlar kurumasını müteakip, yerel yetkililer halka tuzlu su sağlarken, Google'a tatlı su kullanma izni vermiştir. Benzer bir çatışma Şili'de de yaşanmıştır. Santiago'nun Cerrillos bölgesinde planlanan Google veri merkezi günde 7,6 milyon litre su tüketmesi öngörülmüştür. Bu hacim, söz konusu bölgenin yıllık su kullanım ihtiyacına neredeyse eşittir. **Yetersiz Yasal Düzenlemeler** Mevcut düzenlemelerin bu sorunu kontrol altına almakta başarısız olduğu görülmektedir. Avrupa Birliği'nin 2024 Yapay Zekâ Yasası enerji talebi ve hesaplama gücü hakkında şeffaflık gerektirse de, su tüketimi konusunda hiçbir hüküm içermemektedir. Enerji Verimliliği Direktifi bile yalnızca AB sınırları içindeki veri tesisleri için geçerlidir. Çevresel etki değerlendirmeleri ise zayıf kalırken, sıklıkla eksik, hatalı veya gizli kalmaktadır. Şili'de yetkililer bilinen yeraltı suyu sorunlarına rağmen Google projesini onaylamış; Meksika'da aktivistler su tüketim verilerine erişim için aylarca mücadele etmiştir. Güney Afrika ve Brezilya'da şirketler yerel yönetimleri göz ardı ederek doğrudan ulusal seviyede müzakere yürütmektedir. **Eşitsiz Dağıtım Kritiği** Temel soru şudur: Dijital büyüme yerel su kaynaklarının sömürüsüne dayanırken, kim karar alma hakkına sahip olmalıdır? Yapay zekânın faydaları nasıl eşitsiz dağılmışsa, riskleri de öyledir. Latin Amerika ve Afrika toplulukları için veri merkezlerine karşı çıkmak ilerlemeyi reddetmek değil, onu yeniden tanımlamaktır. Bu topluluklar sınırlı su kaynaklarını savunarak, sonsuz dijital genişlemenin mümkün olamayacağını sorgulamaktadır. **Çözüm: Teknoloji Değil, Seçim Meselesi** Sorununun kaynağı inovasyonda değil, dağıtımda yatmaktadır. Geri dönüştürülmüş su, deniz suyu ve yağmur suyu kullanan sürdürülebilir soğutma sistemleri halihazırda mevcuttur. Hava bazlı sistemler ve ısı geri kazanım teknolojileri tatlı su tüketimini önemli ölçüde azaltabilir. Ancak su ucuz, denetim altında olmayan ve finansal bilançolarda görünmeyen bir kaynak olduğu sürece, şirketlerin bu alternatif yöntemleri benimsemesi için bir ekonomik teşvik yoktur. Asıl derin sorun, yapay zekânın yapısında yer almaktadır: hesaplama kapasitesi arttıkça su tüketimi de kaçınılmaz olarak artmaktadır. Bu zorlukların çözümü, teknolojik hırsları iklim ve ekolojik krizlerin gerçekleriyle uzlaştırmayı gerektirmektedir. Aksi halde, yapay zekânın kontrolsüz genişlemesi su açığı olan bölgeleri ıssızlaştırma riski taşımaktadır.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in