Wimbledon tenis turnuvasından FIFA Dünya Kupası'na, NBA'den MLS'e kadar dünya sporu büyüme ve genişleme stratejileriyle kuşatılmış durumdadır. Daha fazla takım, daha fazla maç ve daha fazla gelir elde etme amacı tüm büyük spor etkinliklerinin ortak paydası haline gelmiştir.
Londra'daki Wimbledon semtinde yaşananlar, modern spor dünyasının genişleme hevesinin en somut örneğidir. Wimbledon Parkı'nın otopark olarak kapatılmasından şikayetçi olan mahalle sakinleri, aslında All England Lawn Tenis Club'ın (AELTC) büyük genişleme projesinin sadece görünür kısmını görmüştür. Kulüp, sahip olduğu arazinin karşısındaki golf kulübünü satın alarak, 8 bin seyirci kapasiteli yeni bir kort ile 38 adet küçük kort inşa etmeyi planlamaktadır. 2032 yılından itibaren eleme turlarına ev sahipliği yapması hedeflenen bu proje, Wimbledon'un yıllık gelirini mevcut 450 milyon sterlinden 600 milyon sterline çıkaracaktır.
Bu genişleme arzusu sadece Wimbledon'a özgü değildir. FIFA Dünya Kupası 2022'de takım sayısını 32'den 48'e çıkararak, maç sayısını ve seyirci kapasitesini önemli ölçüde artırmıştır. ABD'deki yüksek kapasiteli stadyumlar sayesinde turnuva toplam 5 milyondan fazla seyirci çekmiş ve FIFA 13 milyar dolar gelir elde etmiştir. Henüz bu turnuva tamamlanmamışken, bazı çevreler zaten 64 takımlı Dünya Kupası'nı önermeye başlamışlardır. Bu değişiklik daha uzun süren bir turnuva ve daha fazla gelir anlamına gelmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri, spor pazarının genişlemesinin öncü ülkesidir. NBA'de yakında iki yeni takım katılacak ve takım sahipleri katılım bedeli olarak 7 ila 10 milyar dolar ödeyecektir. MLS, 10 yıl içerisinde takım sayısını 20'den 30'a yükseltmiş, WNBA ise 2030 yılına kadar 18 takıma ulaşacaktır. Dört büyük ligin 2024'teki bilet gelirleri tek başına 15 milyar doları bulmuştur.
Avrupa futbolunda da benzer eğilim gözlemlenmektedir. UEFA, Şampiyonlar Ligi'ni genişleterek daha fazla takım ve maç sayısı sağlamıştır. Zengin kulüplerin baskısı altında, bu genişleme sürecinin devam etmesi ve hatta hızlanması beklenmektedir. Beş yıl önce önerilen Avrupa Süper Ligi projesi rafa kaldırılmış olsa da, benzer girişimlerin gelecekte tekrar gündeme gelebileceği göz ardı edilmemelidir.
Spor dünyasının genişleme stratejileri, çoğunlukla ticari kaygılar tarafından yönlendirilmektedir. Daha fazla takım, daha fazla katılımcı, daha fazla maç ve özellikle daha yüksek bilet fiyatlandırması ile daha zengin seyircilere yönelik lüks alanlar oluşturmak temel amaçtır. Bu trend, spor etkinliklerini ekonomik açıdan daha karlı hale getirirken, geleneksel değerlerin ve yerel toplulukların menfaatlerinin geri planda kalmasına neden olmaktadır.