Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilir Dönüşüme Hız Veriyor
WBCSD tarafından hazırlanan 'Business Breakthrough Barometer' raporunun ilk kez Türkiye'ye özel analizinde, türk şirketlerinin sürdürülebilirlik yatırımlarında küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde olduğu ortaya çıktı. Türkiye'deki şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırırken, bu oran küresel düzeyde yüzde 54'te kalmaktadır. Araştırma, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirliği bir zorunluluk değil, rekabet avantajı ve risk yönetiminin temel aracı olarak gördüğünü göstermektedir.
İklim değişikliğinin küresel ticaret kurallarını yeniden şekillendirdiği bu dönemde, Türkiye iş dünyası yeşil dönüşümde hızlanıyor. Dünya İş Konseyi Sürdürülebilir Kalkınma (WBCSD) tarafından yayımlanan 'Business Breakthrough Barometer' raporunun 2024 yılında ilk kez Türkiye'ye özel derinlemesine analiz yapılmıştır.
SKD Türkiye üyesi şirketlerin katılımıyla hazırlanan araştırmada, elektrik, inşaat, gıda, perakende, finans, içecek, kimya, endüstriyel ekipman ve havayolu sektörlerinden temsilciler yer almıştır. Rapor, 22 Haziran'da Londra İklim Eylem Haftası kapsamında dünya kamuoyuna duyurulurken, Türkiye'ye özel sonuçları 8 Temmuz'da lansmanında açıklanmıştır.
Araştırma sonuçları, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik güçlü bir katkı sunduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'deki şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını belirtirken, bu oran küresel ortalamada yüzde 54'te kalmaktadır. Aradaki önemli fark, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirliği artık bir maliyet unsuru değil, rekabet gücünü koruma ve yeni fırsatlar yaratmanın bir aracı olarak değerlendirdiğini göstermektedir.
Şirketlerin politika öngörülebilirliği konusundaki beklentileri de dikkat çekicidir. Türkiye'deki şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalamada bu oran yüzde 46'da kalmaktadır. Bu bulgu, destekleyici tedbirlerin yatırım kararlarında belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir.
Uluslararası işbirliklerinin önemi de araştırmada vurgulanmıştır. Şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtmektedir. Bu bulgular, Türkiye iş dünyasının dönüşümün gerekliliğini tartışmadığını, daha hızlı, daha rekabetçi ve daha etkin bir şekilde nasıl gerçekleştirileceğine odaklandığını göstermektedir.
Sürdürülebilirlik motivasyonlarına bakıldığında, şirketlerin yüzde 100'ü bunu uzun vadeli rekabet avantajı olarak görmektedir (küresel ortalama yüzde 92). Dayanıklılık ve risk yönetimi (yüzde 74) ve regülasyonlara uyum (yüzde 67) diğer önemli motivasyonları oluşturmaktadır. Bu, özellikle Avrupa Birliği ile entegre çalışan şirketlerin, değişen düzenlemeleri pazara erişimi ve rekabet gücünü korumanın bir unsuru olarak değerlendirdiğini göstermektedir.
Türkiye iş dünyası, iklim risklerini ekonomik etkiler üzerinden değerlendirmektedir. Emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan maliyet baskısı, pazara erişim ve rekabetçiliğin korunması şirketler açısından temel endişeler olarak ortaya çıkmaktadır.