Türkiye'nin Savunma Sanayi İhracatında 30 Milyar Dolar Hedefi
Devam eden savaşlarda düşük maliyetli yeni nesil muharebe araçlarının başarısı, savunma sanayinde yeni bir dönem başlattı. Türkiye'nin hızlı üretim ve teslimat merkezi olma potansiyeli, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ihtimali ve 10-15 yıllık Ar-Ge çalışmalarının meyvesi sayesinde, 2023'te 5,5 milyar dolar olan ihracatı 2-3 yılda 30 milyar dolara çıkarabileceği değerlendirilmektedir.
Devam eden küresel savaşlarda düşük maliyetli yeni nesil muharebe araçlarının etkinliği ve bu araçları işleten operatörlerin başarısı, savunma sanayinde "milat" ve "yeni dönem" olarak nitelendirilmektedir. NATO'nun Ankara Zirvesi kapsamında düzenlenen Savunma Forumu'nda yapılan değerlendirmeler, gelecekte "hızla üretilebilen", "hızla geliştirilebilen" ve "hızla teslim edilebilen" yeni nesil muharebe araçlarına odaklanılacağını göstermektedir.
Türkiye'nin bu alanda öne çıkması için sahip olduğu avantajlar önemlidir. Ulaştırma, haberleşme ve üretim altyapısındaki gelişmiş teknoloji kullanımı, yaklaşık 5 milyona yakın eğitimli ve genç işsiz nüfusu, dinamik yapısı ve stratejik konumu, ülkeyi hızlı üretim ve teslimat merkezi olma yolunda güçlü kılmaktadır. ABD ile olan siyasi ve diplomatik ilişkilerdeki iyileşme de bu hedefi desteklemektedir.
Bununla birlikte, borçlanma maliyeti, enflasyon, kur belirsizliği ve bazı yasal boşluklar, savunma yatırımlarının sürdürülebilirliğinde engel teşkil etmektedir. Ancak CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimali, bu zorlukları aşmada kilit rol oynamaktadır. Yaptırımların kaldırılması, Savunma Sanayii Başkanlığı'na ABD'den kesilen ihracat lisanslarının, kredi imkanlarının ve Eximbank desteğinin yeniden açılmasını, yedek parça, motor ve teknoloji tedariğinin normale dönmesini sağlayacaktır.
Türk savunma ürünlerinin çoğunda ABD menşeli bileşen veya lisans şartı bulunması nedeniyle, şu an üçüncü ülkelere ihracat yapılamamaktadır. Yaptırımların kaldırılmasıyla, silah ve ekipman satışlarında hızlı bir artış beklenmektedir. CAATSA yaptırımının kaldırılması, yalnızca savunma sanayisini değil, Türkiye'ye yönelik genel yatırımcı algısını da iyileştirerek, risk priminin düşmesine, doğrudan yabancı yatırımın artmasına ve dış finansman maliyetlerinin iyileşmesine neden olacaktır.
Türk savunma sanayii firmalarında yaklaşık 10-15 yıldır devam eden yüzlerce ürüne ilişkin Ar-Ge çalışmaları tamamlanmak üzere olup, son aşamaya gelmiştir. Bu ürünlerin pazara sunulması ile savunma sanayi ihracatının aritmetik değil geometrik (birkaç kat) oranda artabileceği tahmin edilmektedir. 2023 yılında 5,5 milyar dolar olan ihracatın bugün itibariyle 11 milyar doları aşması, yaklaşık 2 yılda 2 kat artması, bu Ar-Ge çalışmalarına atfedilmektedir.
Türkiye'nin önümüzdeki 2-3 yılda savunma sanayi ihracatını 3 kat artırarak 30 milyar dolarlık ihracat hedefleyebileceği ve teknik eleman konusunda öne çıkabileceği ortak görüş olarak öne çıkmaktadır.
NATO üyesi ülkelerin 2026 yılı toplam savunma harcamalarının 1 trilyon 809 milyar 915 milyon dolara ulaşması beklenmektedir. Bu tutar, 2024 yılında 1 trilyon 482 milyar 905 milyon dolar, 2025 yılında ise 1 trilyon 629 milyar 630 milyon dolar seviyesindeydi. NATO ülkeleri arasında en fazla savunma harcamasını ABD gerçekleştirecek ve ittifakın toplam harcamalarının yaklaşık yüzde 57'sini tek başına üstlenecektir. Almanya (147 milyar dolar), İngiltere (110 milyar dolar), Fransa (80 milyar dolar), İtalya (57 milyar dolar), Polonya (53 milyar dolar) ve Kanada (52 milyar dolar) izlemektedir. Türkiye'nin 2026 yılı savunma harcamasının 48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
Türkiye'nin savunma harcamalarının GSYH'ye oranının 2026 yılında yüzde 2,85 olması beklenmektedir. NATO ortalaması yüzde 2,86 olarak öngörülmektedir. 2026'da 17 NATO üyesinin savunma ve güvenlikle bağlantılı yatırımlara ilişkin GSYH'nin yüzde 1,5'i hedefini yakalayacağı beklenmektedir.