İsrail Basını: Türkiye Bölgesel Süper Güç Olarak Yükseliyor
İsrail Hayom gazetesine göre, NATO Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi bölgesel ve uluslararası güç olarak konumlandırmayı başardı. NATO içinde ABD'den sonra en büyük ikinci orduya sahip olan Türkiye, savunma sanayisinde hızlı ilerleme kaydetmiş ve 2025'te 30 milyar dolarlık savunma bütçesiyle komşularını geride bırakmıştır. Uzmanlar, Türkiye'nin artık statükocu dış politikayı terk ederek, jeopolitik nüfuzunu genişletme hedefindeki revizyonist bir stratejiye dönüştüğünü değerlendirmektedir.
İsrail Hayom gazetesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güvenlik ve diplomasi alanlarındaki başarısını gösterir nitelikte gerçekleştiğini belirtmektedir. Zirve, Türkiye'yi bölgesel ve uluslararası bir güç olarak konumlandırma hedefinin en somut göstergesi haline gelmiştir.
Türkiye, NATO içinde 355 bin aktif ve 378 bin yedek askerle ABD'den sonra en büyük ikinci orduya sahiptir. Son on yılda savunma sanayisinde belirgin bir ivme kazanan Türkiye, artık basit bir tedarikçi rolünün ötesine geçerek, strateji belirleyebilen bir ortağa dönüşmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baskısıyla Türkiye, Avrupa Birliği'nin 150 milyar avroluk (171 milyar dolar) SAFE savunma programına dahil edilmeye çalışmaktadır.
Ariel Üniversitesi Orta Doğu ve Siyaset Bilimi Bölümü'nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir, Türk yöneticilerin diplomatik hedefleri askeri güçle desteklemenin gerekliliğini anladığını vurgulamıştır. Ophir'e göre Türkiye'nin güncel politikası temkinli, statükocu bir dış politikadır. Daha açık bir ifadeyle, Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülkedir. Ankara, sadece bölgesel statükoyu değil, küresel güç dengesini de reddederek, oyunun kurallarını yeniden yazmayı hedefleyen bağımsız ve kararlı bir tutum benimsemiştir.
Dr. Ophir, savunma sanayisinin Türkiye'nin geniş jeopolitik hedeflerinin temel taşı olduğunu açıklamaktadır. Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar, Orta Doğu, Balkanlar ve giderek artan biçimde Afrika ve Orta Asya'da etkili olmak isteyen bir ülke, sınırlarının çok ötesine güç yansıtabilen askeri yeteneklere ihtiyaç duyar. NATO üyeliği, Türk ordusunun ortak tatbikatlara katılım, standardizasyon, istihbarat paylaşımı ve dünyanın en gelişmiş ordularıyla işbirliği yeteneğine erişmesini sağlamıştır.
Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Türk savunma sanayisi dünyada 11. sırada yer almakta ve küresel silah pazarının yüzde 1,8'ini oluşturmaktadır. Türkiye'nin savunma sanayisi ihracatı 2024'te yüzde 29, 2025'te yüzde 48 artış göstermiştir. Aynı kaynağa göre Türkiye, 2025 yılında askeri harcamalarını 2024'e kıyasla reel bazda yüzde 7,2 oranında artırmış ve son on yılda savunma bütçesini yüzde 94 büyütmüştür.
Türkiye'nin artık yalnızca bir askeri tedarikçi olmayı arzulamadığı, bunun yerine bölgede ve küresel düzlemde birinci sınıf bir askeri güç konumuna yükselmek istediği açıkça görülmektedir. Türkiye'nin 2025 yılındaki 30 milyar dolarlık askeri harcaması, yakın komşularının toplam savunma bütçelerini aşmaktadır. Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan ve diğer komşu ülkelerin tahmini toplam savunma bütçeleri yaklaşık 25 milyar dolara ulaşırken, Türkiye'nin harcamaları bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya neden olmaktadır.