70 trilyon dolarlık ittifak, 200 milyar dolarlık pazar
Savunma harcamalarının ön planda olacağı Ankara’daki NATO zirvesi aynı zamanda ittifak tarihinin en büyük Savunma Sanayi Forumu’na ev sahipliği yapacak. 70 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip 40’tan fazla ülke temsilcisini ağırlayacak zirve sayesinde Türkiye’nin ittifak üyelerine ihracatını 200 milyar dolara çıkarabileceği bildirildi.
Ferit PARLAK/[email protected]’nun Ankara zirvesinin, ittifakın tarihinde savunma harcamalarının artırılması anlamında bir dönüm noktası olması bekleniyor. İttifak üyelerini harcamaları düşük tuttukları konusunda eleştiren ABD Başkanı Donald Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliği nedeniyle zirveye katılacağını bildirmesi Türkiye’nin elini güçlendiren bir başka unsur oldu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirve için üç temel önceliği; müttefik savunma yatırımlarını artırmaya devam etmek, transatlantik savunma sanayi üretimini güçlendirmek ve Ukrayna’yı desteklemek olacak açıkladı. Rutte, Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın son on yılda savunmaya toplamda 1,2 trilyon dolar daha fazla harcadığını ve tüm müttefik savunma bütçelerinin 2025 yılında gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2’sine ulaşacağını veya aşacağını söyledi. Rutte, Ankara’da müttefiklerin, NATO’nun 2035 yılına kadar savunma ve güvenlik ile ilgili harcamalar için GSYİH’nin yüzde 5’ini (temel savunma gereksinimleri için GSYİH’nin yüzde 3,5’i ve savunma ile ilgili harcamalar için GSYİH’nin yüzde 1,5’i dahil) içeren yeni savunma harcama hedefine ulaşmak için somut planlar sunmalarını bekliyor.12,8 milyar dolarlık yeni sözleşme ABD Kongresi’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, NATO müttefiklerinin ayrıca, ittifak genelinde savunma sanayi kapasitesini güçlendirmek için yeni girişimler ve ilgili on milyarlarca dolarlık yeni savunma sözleşmeleri açıklamaları bekleniyor. Euronews’te yer alan haberde de, bugün başlayacak NATO savunma ve askeri forumunda birçok müttefikin, ABD’nin Avrupa güvenliğinin yükünün Avrupa’ya kaydırılması yönündeki taleplerine yanıt olarak, bir dizi silah şirketiyle anlaşma imzalayacaklarını duyuracağı bildirildi. Rutte’nin, Rusya, Çin ve İran gibi rakiplerin hızla silah üretmesi karşısında NATO’ya bağlı sanayinin yeni fabrikalar, daha güçlü tedarik zincirleri ve daha fazla inovasyonla bu hıza ayak uydurması gerektiğini vurgulayacağı haberde not edildi. Euronews’in edindiği bilgilere göre, beklenen duyurular arasında Polonya için 200 adet Patriot füzesi için 1 milyar dolardan fazla değere sahip yeni sözleşmeler ve hassas güdümlü top mermileri için 1,15 milyar dolarlık bir başka anlaşma yer alıyor. Toplam 12,8 milyar dolar değerindeki diğer sözleşmeler arasında GlobalEye, Airbus ve Triton sistemlerinin yanı sıra Arktik uydu iletişimi de yer alıyor ve bunlar da açıklanacak. ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nde yer alan Stephen Tankel imzalı makalede de, Ankara zirvesinin harcama taahhütleri üzerine inşa edileceği ve zirvenin NATO tarihinin en büyük Savunma Sanayi Forumu’na ev sahipliği yaparak hükümetleri, savunma şirketlerini, girişimcileri, yatırımcıları ve yenilikçileri bir araya getirerek iş birliğini hızlandıracağı ifade edildi.Kısa vadede 50 milyar dolarlık ek ihracat Zirveye ilişkin DÜNYA Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, NATO ülkelerinin Türkiye’nin dış ticaretinde önemli ağırlığa sahip olduğuna dikkat çekti. Baran, “Savunma, makine, gıda, tekstil başta olmak üzere güçlü üretim yapımızı verimlilik esasıyla ön plana çıkarabilirsek, NATO ülkelerine ihracatı 150 milyar dolardan kısa sürede 200 milyar dolara çıkarabiliriz. NATO Zirvesi’nin sunduğu ve sunacağı fırsatları, iş dünyası olarak, diplomasinin de desteğiyle iyi değerlendirmeliyiz” dedi.Üretim ve yatırıma olumlu etki Baran, “NATO çatısı altındaki ülkeler, 290 milyar dolar ile dış ticaretimizin yüzde 45’ini, 150,3 milyar dolar ile toplam ihracatımızın yüzde 55’ini gerçekleştirdiğimiz ülkeler. Dolayısıyla bu yapıda ekonomik istikrarın güçlenmesi, ticaret kanallarının güvenliğinin korunması ve ülkeler arasındaki iş birliğinin artması; ihracatçılarımıza yeni fırsatlar sunacak, üretim ve yatırım ortamını olumlu yönde etkileyecektir” ifadelerini kullandı. Baran, Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve stratejik konumuyla bu süreçte önemli fırsatlar yakalayacaktır. Savunma sanayii, yüksek teknoloji ve ihracat kapasitesiyle öne çıkan Ankara ise bu fırsatların en güçlü şekilde hissedileceği şehirlerin başında geliyor. Başkentimizde faaliyet gösteren firmalarımız için yeni iş birlikleri, yeni pazarlar ve yeni yatırım imkânları oluşmasını bekliyoruz” diye konuştu.Baran, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin dünyanın dört bir yanından milyonlarca kişi tarafından takip edileceğini belirterek, bu organizasyonun Türkiye ve Başkent Ankara’yı küresel ölçekte gözler önüne taşıyacağını kaydetti. Zirve’nin aynı zamanda Ankara’nın kongre turizmi, lojistik kapasitesi, ulaşım altyapısı ile savunma sanayi ve yüksek teknoloji alanlarındaki potansiyelinin uluslararası tanıtımı açısından büyük bir fırsat oluşturduğunu söyleyen Baran, Ankara’nın Türkiye’nin savunma sanayii üssü konumunda bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Başkentimiz; savunma sanayii firmaları, teknoloji şirketleri, araştırma merkezleri, teknoparkları ve üniversiteleriyle güçlü bir ekosisteme sahip. Savunma alanında geliştirilen her yeni proje; elektronikten yazılıma, makineden metal sanayiine, siber güvenlikten haberleşme teknolojilerine kadar birçok sektöre doğrudan katkı sağlıyor.Otellerde yer yok NATO‘nun savunma ve güvenlik yatırımlarını artırma yönündeki kararlarının, Ankara merkezli firmalar açısından önemli fırsatlar sunabileceğini ifade eden Baran, bu kararın Başkent’te faaliyet gösteren şirketlerin uluslararası projelerde daha fazla yer almasına, ihracatın artmasına ve yüksek katma değerli üretimin güçlenmesine olumlu yansıyacağını kaydetti. Ankara’nın son yıllarda ihracatta yakaladığı başarıda savunma ve ileri teknoloji sektörlerinin önemli payı bulunduğunu kaydeden Baran, zirvenin bu alanlardaki büyümeyi destekleyebileceğini ifade etti. Zirve kapsamında Ankara’ya gelen binlerce üst düzey katılımcı, delege ve uluslararası medya temsilcisinin hizmet sektöründe önemli bir hareketlilik oluşturduğunu belirten Baran, “100’ü aşkın resmi heyetin ve binlerce bürokratın Ankara’da ağırlanıyor olması; konaklama, yeme-içme, ulaşım, lojistik, perakende ticaret ve teknoloji başta olmak üzere birçok sektörde ekonomik hareketlilik oluşturdu” dedi. Günler öncesinden doluluk oranları yüzde 100’e ulaşan otel ve restoranlar bulunduğunu kaydeden Baran, “Zirve nedeniyle alınan tedbir ve kısıtlamalardan etkilenecek şirketlerimiz olsa da,bu organizasyonun kente kazandıracağı doğrudan döviz girdisi ve ticari hacim, ekonomimize hareketlilik kattı” diye konuştu. Etimesgut’taki askeri havaalanının “Ankara Havalimanı” olarak zirve öncesi hizmete açılmasının Ankara’nın ulaşım altyapısını güçlendirme açısından fayda sağladığını da belirten Baran, “Yeni havalimanı ve bağlantı yolları, Ankara’nın ulaşım altyapısına kalıcı bir değer katacak. Başkentimizin ikinci bir hava ulaşım kapısına kavuşması, şehrimizin imajını güçlendirecek, kongre turizmi, uluslararası fuarlar ve lojistik faaliyetler açısından avantajlar oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.70 trilyon dolarlık ekonomi temsil edilecek Zirve öncesi yazılı bir açıklama yapan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de, NATO Ankara Zirvesi’nde 70 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip 40’tan fazla ülkenin buluşacağını söyledi. Zirvenin ilk gününde düzenlenecek Savunma Sanayii Forumu’nun (NSDIF26), Türkiye’nin savunma sanayisi ekosistemini küresel iş birliklerinin merkezine taşıyacağını ifade etti. Avdagiç, NATO Genel Sekreteri Rutte’nin de NATO coğrafyasının tamamında faaliyet gösteren 3 bin Türk savunma sanayisi şirketine atıfta bulunmasının da savunma sanayisi sektörünün gücünü gösterdiğini belirtti.Görünmeyen gündem: İklim güvenliği Türkiye, aynı yıl içinde hem NATO Zirvesi’ne hem de COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, savunma ve iklim gündemleri, görünür biçimde kesişiyor. Son yıllarda iklim değişikliğini doğrudan bir güven