Türk edebiyatına başta "Hababam Sınıfı" olmak üzere birçok önemli eser kazandıran usta yazar vefatının 33. yılında yad ediliyor.
GÜNDEMDÜNYAEKONOMİSPORANALİZ|KültürPortrePORTRE - Toplumcu gerçekçi edebiyatın usta kalemi: Rıfat IlgazTürk edebiyatına başta "Hababam Sınıfı" olmak üzere birçok önemli eser kazandıran usta yazar vefatının 33. yılında yad ediliyor.Mustafa Tunçer06 Temmuz 2026•Güncelleme: 06 Temmuz 2026İSTANBULToplumcu gerçekçi edebiyatın önemli temsilcilerinden, "Hababam Sınıfı"nın yazarı Rıfat Ilgaz'ın vefatının üzerinden 33 yıl geçti. Şiir, roman, öykü ve mizah alanında çok sayıda esere imza atan Ilgaz, toplumun gündelik yaşamını, eğitim sistemini ve sosyal sorunları yalın ve mizahi bir anlatımla edebiyata taşıdı. Tam adı Mehmet Rıfat Ilgaz olan yazar, 7 Mayıs 1911'de Kastamonu'nun Cide ilçesinde Fatma Hanım ile Hüseyin Vehbi Bey'in yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ilgaz, ilköğrenimine Cide'de başladı, ardından eğitimine bir süre Samsun'un Terme ilçesinde devam etti. Ortaöğrenimini Kastamonu'da tamamlayan yazar, yatılı öğrenim gördüğü Kastamonu Muallim Mektebi'nden 1930'da mezun oldu. Unutulmaz yazar, 1931'de Bolu Maarif Müdürlüğünce Gerede'de ilkokul öğretmeni olarak göreve başladı, daha sonra Akçakoca ve Gümüşova'da öğretmenlik yaptı. Meslektaşı Nuriye Hanım ile 1931'de evlenen usta edebiyatçının kızı Gönül, 1932'de dünyaya geldi. Ilgaz, askerlik görevini tamamladığı 1933'te eşinden ayrıldı. Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1934'te, doğup büyüdüğü bölgeyle özdeşleşen Ilgaz Dağları'ndan esinlenerek "Ilgaz" soyadını aldı. Rıfat Ilgaz'ın edebiyat yolculuğu öğrencilik yıllarında yazdığı şiirlerle başladı. İlk şiiri kabul edilen "Sevgilimin Mezarında", 1927'de Kastamonu'da yayımlanan Nazikler gazetesinde yer aldı. Daha sonraki yıllarda şiirleri dönemin çeşitli edebiyat dergilerinde okurla buluştu. Gazi Eğitim Enstitüsünde 1936-1938'de öğrenim gören Ilgaz, mezuniyetinin ardından Adapazarı'na Türkçe öğretmeni olarak atandı. Ancak verem hastalığına yakalanması nedeniyle İstanbul'a gelerek Yakacık Sanatoryumu'nda tedavi gördü. Ilgaz, hastalığının tedavisi nedeniyle İstanbul'a tayin istemesinin ardından, 1939'da Karagümrük Ortaokulunda göreve başladı. Aynı yıl öğretmen Rikkat Hanım ile evlendi. Çiftin oğlu Aydın ile kızı Yıldız dünyaya geldi. Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yüce, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık adlı dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanan Ilgaz, bu yıllarda Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal ve Salah Birsel'le tanıştı. Başarılı edebiyatçı, 1942'de şair İbrahim Abdülkadir Meriçboyu ve Ömer Faruk Toprak ile Yürüyüş dergisinin kadrosunda yer aldı. Dergide Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Irgat ve Nazım Hikmet'le çalıştı. İlk şiir kitabı "Yarenlik" 1943'te yayımlandı. Anadolu insanının yaşamını, emekçilerin sorunlarını ve toplumsal eşitsizlikleri konu alan kitabı "Sınıf" 1944'te yayımlandı. Bu eseri "Sınıf" ve 1947 tarihli "Yaşadıkça" izledi. Toplumcu gerçekçi anlayışın öne çıktığı bu eserleri nedeniyle hakkında soruşturmalar açılan Ilgaz'ın kitapları toplatıldı, kendisi de çeşitli dönemlerde yargılandı. 1944'te yayınlanan "Sınıf" adlı şiir kitabının toplatılması üzerine 6 ay hapis cezasına çarptırılan Ilgaz, cezaevi süreci ve sağlık sorunları nedeniyle öğretmenlik görevini ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümündeki öğrenimini bırakmak zorunda kaldı. Yaklaşık 8 yıl verem tedavisi gören Ilgaz, bu dönemde edindiği deneyimleri daha sonra kaleme aldığı "Pijamalılar" romanına taşıdı. Toplumcu gerçekçi çizgisini yaşamı boyunca sürdüren Ilgaz'ın 1953'te yayınlanan "Devam" adlı kitabı da toplatıldı. Yazıları ve şiirleri nedeniyle kovuşturmaya tabi tutulan Ilgaz, yaklaşık 5 buçuk yıl mahkumiyet alsa da hem hastalığından hem de af kapsamına girdiği için cezasının bir kısmını yattı. Aziz Nesin ve Esat Adil ile 1950'li yıllarda Gerçek gazetesini çıkaran Ilgaz, Dolmuş, Akbaba, Külah, Taş ve Adembaba adlı mizah dergilerinde yazılar yazdı. Bir süre Tan gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj yazarı olarak görev yaptı. Öğretmenlik yıllarında edindiği gözlemleri ve öğrencileriyle yaşadığı deneyimleri eserlerine taşıyan Ilgaz, "Hababam Sınıfı"nı ilk kez "Dolmuş" dergisinde "Stepne" mahlasıyla tefrika etti. Oğlu Aydın'ın okul yaşamından da izler taşıyan eser, öğretmenlik deneyimleriyle harmanlanarak eğitim sistemine yönelik mizahi bir eleştiri olarak kurgulandı. Kitap olarak 1959'da yayımlanan "Hababam Sınıfı", kısa sürede geniş okur kitlesine ulaştı. Eser, 1966'da tiyatroya uyarlandı, 1975'te ise Ertem Eğilmez yönetmenliğinde sinemaya aktarıldı. Başrollerini Kemal Sunal, Münir Özkul ve Adile Naşit'in paylaştığı film, Türk sinemasının unutulmaz yapımları arasına girdi. Rıfat Ilgaz, çeşitli söyleşilerinde Hababam Sınıfı'nın yalnızca bir güldürü eseri olmadığını, eğitim sistemindeki ezbercilik, kopya kültürü ve otorite anlayışını eleştiren bir yergi niteliği taşıdığını ifade etti. Sonraki yıllarda Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus ve Demokrat İzmir gazetelerinde yazmayı sürdüren Ilgaz, kurduğu Sınıf Yayınları aracılığıyla eserlerini yayımladı.