← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 27.06.2026 11:45 👁 14 görüntülenme

Altın Piyasasında Arz-Talep Dengesi Yeniden Kuruldu

Altın fiyatları 2026 yılının ilk yarısında önemli düşüş yaşadı. Moneyball Economics kurucusu Andrew Zatlin'e göre bu hareketin temel sebebi merkez bankalarının altın talebindeki azalmadır. Arz tarafında artış yaşanırken talep düşüşü, fiyatlara aşağı yönlü baskı oluşturmaktadır.

Altın Piyasasında Arz-Talep Dengesi Yeniden Kuruldu
Altın fiyatları 2026 yılının ilk yarısında ocak ayındaki zirvesinden önemli ölçüde gerileyen seyrini sürdüyor. Yıl başında 5.200 dolar seviyesinde işlem gören altın, yaklaşık 4.000 dolar düzeyine inerek ons başına yüzde 20'nin üzerinde bir düşüş yaşadı. Moneyball Economics kurucusu Andrew Zatlin'in analizine göre bu hareketi yalnızca altın piyasasıyla sınırlandırmak mümkün değildir. Gümüş ve Bitcoin gibi alternatif değer saklama araçlarında da benzer fiyat gerilemeler gözlemlenmektedir. Pazar katılımcıları hareketin temel nedenlerini faiz oranları, enflasyon ve jeopolitik riskler olarak gösterse de, Zatlin arz-talep dengesindeki değişimi ön plana çıkarmaktadır. Zatlin, altın fiyatlarının kısa vadede doların değeri, enflasyon beklentileri ve faiz oranlarından etkilendiğini belirtmektedir. Ancak altının güvenli liman niteliğinin arkasında sınırlı arz yapısı yatmaktadır. Fiyatlar, talebin bu sınırlı arz karşısındaki konumuna göre yön değiştirmektedir. Bitcoin için de benzer sınırlı üretim yapısı geçerlidir. Altın, gümüş ve Bitcoin yatırımcı portföylerinde benzer dönemlerde değer saklama aracı olarak işlev görmektedir. Son dönemde gözlenen hareketin para politikası göstergelerinden çok fiziki talepte meydana gelen değişimle açıklanabileceği vurgulanmaktadır. Covid-19 öncesinde altın fiyatları 1.500 dolar seviyesinde referans noktası oluştururken, salgından sonra faiz oranları sıfıra yaklaştırıldı ve parasal genişleme hızlandı. Sonraki enflasyon artışı döneminde altın fiyatları 1.500 dolardan 2.000 dolar düzeyine yükseldi ve bu hareket doların satın alma gücündeki değişimle uyumlu bir seyir izledi. 2022 sonrasında ise altın fiyatları ile faiz-enflasyon arasındaki geleneksel ilişki zayıfladı. Enflasyon düşerken ve faizlerde sınırlı değişim yaşanırken altın fiyatları yükselişini sürdürdü. Zatlin bu ayrışmanın merkez bankası altın alımlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu açıklamaktadır. Merkez bankaları normal koşullarda yıllık yaklaşık 500 ton altın satın alırken, 2022-2024 döneminde bu hacim yıllık 1.100 ton seviyesine çıktı. 2021 yılında bu alımlar 460 ton civarındaydı. Talepteki bu artış, piyasadaki mevcut arzın daha geniş bölümünün resmi kurumlar tarafından emilmesine neden oldu. 2022 yılında merkez bankası talebi fiyatlara sınırlı yansıdı çünkü alımlar öncelikle piyasadaki fazla arzı karşıladı. 2023 yılında aynı yüksek talep devam ederken, arzı aşan talep altın fiyatları üzerinde daha belirgin etki oluşturdu. Bu eğilim 2024 yılında da sürdü ve altın fiyatları 2.000 dolardan 2.600 dolara yükseldi. Dünya Altın Konseyi verileri de 2022, 2023 ve 2024 döneminde merkez bankası alımlarının uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrettiğini doğrulamaktadır. Kuruluşun 2025 verilerine göre merkez bankalarının toplam alımı 863 ton olarak kaydedildi; bu seviye önceki üç yılın bin ton üzeri alımlarının altında kalmıştır. 2025 yılında merkez bankası talebi hâlâ yüksek olmasına rağmen önceki yılların düzeyinin altına düştü. 863 tonluk alım, fiyatların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleşti ancak 2022-2024 arasındaki 1.100 tonluk yıllık tempodan daha düşük kaldı. 2025'in ilk yarısında merkez bankası talebi arzı aşmaya devam etseler de yüksek fiyatlar arz tarafında yeni üretimi desteklemiştir. Zatlin'e göre sorun arz tarafının artarken merkez bankası alımlarının yavaşlamasıdır. 2026 yılının başından itibaren merkez bankaları yaklaşık 250 ton altın almışlardır. Bu tempo yıllıklandırıldığında 500 ton civarındaki tarihsel ortalamaya yaklaşmaktadır. Ancak talep bu seviyeye gerilediği sırada arz, önceki yüksek fiyatlara bağlı olarak artmış bulunmaktadır. Bu nedenle altın fiyatları artık yalnızca Fed faiz beklentileri veya enflasyon görünümüyle değil, aynı zamanda fiziki arz ve merkez bankası talebindeki yeni dengeyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir dönem içine girmiştir.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in