← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 27.06.2026 10:39 👁 10 görüntülenme

Yenilenebilir Enerji Tarihinde Dönüm Noktası: Rüzgar ve Güneş İlk Kez Doğal Gazı Geçti

Nisan ayında rüzgar ve güneş enerjisi santralleri, dünya genelinde doğal gaz santrallerinden daha fazla elektrik üreterek önemli bir rekor kırdı. Rüzgar ve güneş 532 TWh üretirken doğal gaz 477 TWh seviyesinde kaldı. Özellikle güneş enerjisindeki hızlı büyüme ve jeopolitik gerilimler nedeniyle kaynaklanan enerji güvenliği endişeleri, bu değişimin temel nedenleridir.

Yenilenebilir Enerji Tarihinde Dönüm Noktası: Rüzgar ve Güneş İlk Kez Doğal Gazı Geçti
Küresel enerji üretiminde dengeler hızla değişiyor. Nisan ayında rüzgar ve güneş enerjisi santralleri, tarihte ilk kez bir ay boyunca doğal gaz santrallerini geride bırakarak önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Veriler, rüzgar ve güneş enerjisinin 532 teravatsaat (TWh) elektrik üretirken, doğal gaz kaynaklı üretimin 477 TWh seviyesinde kaldığını göstermektedir. Beş yıl önceki durumu hatırlanacak olursa, resim oldukça farklıydı. O dönemde yenilenebilir enerjinin en güçlü aylarında bile doğal gazdan üretilen elektrik, rüzgar ve güneş enerjisinin toplamının yaklaşık iki katına ulaşmaktaydı. Bu radikal değişim, özellikle güneş enerjisindeki yaşanan muazzam büyüme ve teknolojik ilerlemeler sayesinde mümkün olmuştur. Geçen yıl küresel elektrik talebinin yaklaşık dörtte üçü güneş enerjisiyle karşılanırken, kalan bölümün önemli kısmı da rüzgar gibi diğer yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Günümüzde yenilenebilir enerjinin hızlı yükselişine rağmen, küresel elektrik üretiminde en büyük pay hâlâ kömüre aittir. Dünya genelinde üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 35'i kömür santrallerinden gelmektedir. Bununla birlikte, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde kömür kullanımı devam etse de, bu ülkelerde aynı anda büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması dikkate değerdir. Enerji üretimindeki bu dönüşümün arkasında birçok etken bulunmaktadır. Uzmanlar, enerji güvenliği kaygısının bu değişimin en önemli itici güçlerinden biri olduğunu vurgulamaktadır. Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler nedeniyle petrol, benzin ve sıvılaştırılmış doğal gaz fiyatlarında yaşanan oynaklık, ülkeleri ithal fiyatlarına daha az bağımlı olan yenilenebilir enerji kaynakları yönlendirmektedir. Ayrıca rüzgar ve güneş enerjisine yapılan yatırımlar, yalnızca enerji arz güvenliğini artırmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda hava kirliliğinin ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlarken, birçok pazarda maliyet açısından kömürden daha avantajlı hale gelmiştir. Geleceğe yönelik projeksiyonlar, nisan ayında yaşanan bu gelişmenin tek seferlik bir istisna olmayacağını göstermektedir. Güneş enerjisinin küresel elektrik talebinin büyümesini karşılamaya devam etmesi durumunda, yenilenebilir kaynakların doğal gazı geride bıraktığı benzer dönemlerin önümüzdeki yıllarda daha sık yaşanması beklenmektedir. Uzman analizlerine göre, ABD'de de rüzgar ve güneş enerjisinin gelecekte kömür kaynaklı elektrik üretimini aşacağı öngörülmektedir.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in