Mavi Ekonomide Derin Dönüşüm: Çanakkale Batıklarının Korunması ve Sürdürülebilir Turizm
İklim krizi denizlerin derinliklerindeki tarihi yapıları tehdit ederken, Çanakkale Boğazı'nda başlatılan 'Derin Miras' projesi kültürel mirasın korunması ile sürdürülebilir dalış turizmini bir araya getiriyor. Katodik koruma teknolojisi ile batıklar korunurken, bölge küresel ölçekte bir turizm merkezi haline dönüştürülüyor ve yerel ekonomiye katkı sağlanıyor.
Dünya ekonomisinin yüzde 70'inden fazlasını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen iklim krizi, karasal ekosistemleri ve tarımsal tedarik zincirlerini tehdit etmenin ötesinde denizlerin derinliklerinde saklı kalmış küresel kültürel mirası da ciddi şekilde riske sokmuştur. Son okyanus bilimsel araştırmaları, deniz suyu sıcaklıklarının her on yılda ortalama 0,14°F artmasıyla sualtındaki metal ve ahşap yapıların korozyon hızının katlanarak artmasını göstermektedir.
Küresel sürdürülebilir dalış turizmi pazarının 2026 yılında 6,25 milyar dolara ulaşması ve katılımcıların yüzde 45'inden fazlasının çevre dostu destinasyonları tercih etmesi bağlamında, kültürel varlıkların korunması artık yalnızca tarihi bir sorumluluk değil, aynı zamanda makroekonomik bir sürdürülebilirlik aracı haline gelmiştir.
Birinci Dünya Savaşı'nın dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Deniz Savaşları'ndan bu yana 111 yıldır Çanakkale Boğazı'nın derinliklerinde varlığını sürdüren batıklar, bugün dünya kültürel mirasının yanı sıra hassas deniz ekosisteminin de kritik yapı taşlarıdır. Ancak artan deniz sıcaklıkları ve sualtı kimyasal değişimleri bu tarihi yapıların hızla aşınmasına neden olmaktadır.
Bu meyanda, çevreye fiziksel müdahale olmaksızın korozyonu durduran yenilikçi teknolojiler, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir turizmin önemli araçları haline gelmişlerdir. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile Türkiye'den Limak ve Yapı Merkezi, Güney Kore'den ise DL E&C ve SK ecoplant şirketlerinin ortaklığında yürütülen 'Derin Miras' projesi tam da bu amaçla tasarlanmıştır. Ocak ayında Boot Düsseldorf'ta imzalanan stratejik protokol kapsamında, Çanakkale batıklarının belgelenmesi, dijital olarak kayıt altına alınması ve katodik koruma yöntemiyle korunması hedeflenmektedir.
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu gibi bölgesel kalkınma yatırımları ile kültürel mirasın korunmasının eş zamanlı yürütülmesi, bu projeyi küresel ölçekte bir en iyi uygulama örneği kılmıştır. Sualtı operasyonlarının tamamlanmasının ardından katodik koruma altına alınan HMS Louise batığında ilk resmi dalış gerçekleştirilmiştir.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, projenin dünya kültürel mirasını korurken yerel ekonomiye, bölge esnafına ve su altı biyolojik çeşitliliğine çok yönlü katkı sağlayacağını belirtmiş, Çanakkale'nin dünyanın en önemli sürdürülebilir dalış merkezlerinden biri haline geleceğini vurgulamıştır.
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya ise büyük altyapı projelerinin yalnızca ulaştırma değil, bulundukları coğrafyanın tarih, kültür ve doğasına da değer katması gerektiğini ifade etmiştir. Katodik koruma yöntemi sayesinde korozyon durduğu gibi, yüz yılı aşkın deniz altında olan bu yapılar balıklar, omurgasızlar ve diğer deniz organizmaları için güvenli yaşam alanları oluşturmakta, biyolojik çeşitliliğin korunmasına destek olmaktadır.
Sürdürülebilirlik açısından bakıldığında, 'Derin Miras' projesi kamu, özel sektör ve uluslararası ortaklıkların birleştiğinde ne denli yüksek çevresel katma değer yaratabileceğini kanıtlamaktadır. Proje, denizel biyoçeşitliliğin (SDG 14) ve kültürel mirasın (SDG 11) korunması misyonlarının, sanayi ve altyapı kuruluşlarının finansal operasyonlarına entegre edilebileceğini göstermektedir. Gelecekte sürdürülebilir dalış turizminden elde edilecek yerel ekonomik gelirlerin, bölge kalkınmasında yeşil projeleri fonlaması planlanmaktadır.