Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye'nin tüketime dayalı 'kalitesiz' bir büyüme yaşadığını belirterek, sanayinin finansman ve kârlılık sorunlarına dikkat çekti. Ardıç, büyük sanayi kuruluşlarının faaliyet kârının yüzde 85'inin finansmana gittiğini, firmaların düşük marjlarla hatta zararına üretim yaptığını ifade etti. Üretim odaklı kâlıcı bir büyüme için sanayi ekosisteminin güçlendirilmesini talep etti.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, oda meclisi ve işletme müteşebbis heyet toplantısında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Ardıç, Türkiye'nin tüketime dayalı 'kalitesiz' bir büyüme yaşadığına dikkat çekti. Ekonominin büyümesine rağmen, bu büyümenin üretimden çok tüketime dayandığını vurgulayan Ardıç, iç tüketim artarken sanayi, yatırım ve ihracatın zayıfladığını belirtti. İhracattaki daralma, yatırım ivmesindeki kayıp ve sanayi üretiminin düşüşü, kâlıcı büyümenin üretimden gelmesi gerektiğini göstermektedir.
Sıkı para ve maliye politikalarının faturasını en çok sanayinin ödediğini vurgulayan Ardıç, 2026'nın ilk çeyreğinde büyümenin yüzde 2,5 ile beklentilerin altında kaldığını, önceki çeyreğe göre büyümenin sıfıra yakın seyrettiğini belirtti. Bu durum ekonomide belirgin bir ivme kaybına işaret etmektedir.
Sanayideki sorunlar makroekonomik göstergelerde olduğu kadar firmaların bilançolarında da net olarak görülmektedir. Nominal satışlar yüzde 28 artmış görünse de, reel karşılığı yalnızca yüzde 2,1 düzeyindedir. Veriler, sanayicilerin daha çok üretip sattığını ancak aynı oranda kâr edemediğini göstermektedir. Büyük sanayi kuruluşlarında faaliyet kârının neredeyse yüzde 85'i finansmana gitmektedir. Sanayiciler alın teriyle kazandığı geliri faize vermek zorunda kalmakta, bu da işletme sermayesi ve rekabet gücünü doğrudan kısıtlamaktadır.
Firmalar, mevcut zorlukların geçeceği beklentisiyle üretim ve yatırımdan kopmamaya çalışmaktadırlar. Ancak maliyet, finansman ve talep baskılarının kalıcı hale gelme riski bulunmaktadır. Üretim kapasitesi, rekabet gücü ve firmaların mali dayanıklılığı aynı anda baskı altındadır. Sanayicinin finansman yükünü hafifleten, kârını güçlendiren ve teknolojik dönüşümünü hızlandıran bir sanayi ekosisteminin kurulması öncelik olmalıdır.
Ardıç, ekonomi politikalarının zamanında, kararlı ve etkili sonuç üretmesi gerektiğini vurguladı. Aksi hâlde sorunlar çözülmek yerine derinleşir. Ülkenin ihtiyacı, üretim üzerindeki baskıyı azaltan, fiyat istikrarını kalıcı kılan ve büyüme kapasitesini koruyan bütüncül bir ekonomi politikasıdır. Enflasyonla mücadele, para politikası, maliye politikası, yapısal reformlar ve üretimi destekleyen uygulamaların aynı hedefte buluşmasıyla başarıya ulaşabilir.
Sanayiciler kazandığında yatırım yaptığını, istihdam ürettiğini, ihracatı büyüttüğünü ve vergi ödediğini hatırlatan Ardıç, sanayiciyi ayakta tutmanın ülkenin geleceğini teminat altına almak anlamına geldiğini vurguladı. Ülkede güçlü potansiyel bulunmaktadır: girişimcinin cesareti, sanayicinin emeği ve gençlerin zekâsı. Buna karşın, bu gücün dağınık bırakılmadan üretimde bir hedefte toplanması gerekmektedir. Kökünü üretime salmış bir ülke hiçbir fırtına tarafından devilemez.