Bakan Şimşek: İklim riski ekonomiyi tehdit ediyor, finansman açığı kapatılmalı
Maliye Bakanı Naci Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası'nda iklim değişikliğiyle mücadelenin ekonomik gerekliliğini vurguladı. Gelişmekte olan ülkelerin 2030'a kadar yıllık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyarken, mevcut finansman akışları yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirten Şimşek, Türkiye'nin COP31 Başkanlığında bu açığı kapatmaya yönelik "İklim Uygulama Köprüsü" girişimini hayata geçireceğini söyledi.
Maliye Bakanı Naci Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde konuşarak, iklim eyleminin ekonomik gerekliliğini ve acil finansman ihtiyacını ortaya koymak.
Şimşek, son 10 yılda iklim değişikliğiyle mücadelenin hedef ve taahhütler üzerinden tartışılıyor ise de artık bu hedefleri uygulamanın zamanının geldiğini belirtti. Çoğu ülkenün iddialı hedeflere sahip olduğunu ancak asıl sorunun bu planların gerekli hız ve ölçekte hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı.
İklim eyleminin yalnızca çevreyi korumakla değil, ekonomik büyümeyi, istikrarı ve refahı korumakla ilgili olduğunu ifade eden Şimşek, harekete geçmemenin maliyetinin iklim felaketini önlemenin maliyetinden çok daha yüksek olduğunu kaydetti.
Finansman tarafında yaşanan ciddi zorlukları gündeme alan Bakan Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşabilmesi için 2030'a kadar yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyacağı öngörülürken, mevcut finansman akışlarının yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde kaldığını söyledi. Şimşek, ihtiyaç duyulan ölçeğin çok uzağında olunduğunu vurgulayarak, bu açığın kapatılmasının herkesin en temel önceliklerinden biri olması gerektiğini belirtti.
İklim riskinin artık geleceğe ait bir risk olmayıp, bugün halihazırda ekonomik bir risk olarak ortaya çıktığını ve küresel bir sorun olduğunu ifade eden Şimşek, dünyada iklim kaynaklı kayıpların yalnızca dörtte birinin sigortalanabildiğini, geri kalan kısmın yükünün ise hane halkları, şirketler ve devletlere kaldığını söyledi. Bu nedenle iklim riskinin giderek daha fazla ülke riskine dönüştüğünü ve ülke riskinin zamanla finansal istikrarsızlığın kaynağına dönüşme kapasitesine sahip olduğunu uyarıda bulundu.
Gküresel finans sisteminde daha sade, hızlı ve etkili bir iklim finansmanı mimarisine ihtiyaç olduğunu belirten Şimşek, sermaye maliyetinin düşürülmesi, finansmana erişimin geliştirilmesi ve kamu kurumlarının, çok taraflı kalkınma bankalarının ve yatırımcıların etkin işbirliği içinde çalışması gerektiğini vurguladı.
Bakü'deki COP29'da ülkelerin 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolarlık yeni iklim finansmanı hedefinde uzlaştığını ve 1,3 trilyon dolarlık bir hareket yol haritası oluşturduğunu hatırlatan Şimşek, geçen yılın COP30'unda liderlerin iklim değişikliğine uyum finansmanını 2035'e kadar 3 katına çıkarma konusunda anlaşmaya vardığını anımsattı.
Türkiye'nin COP31 Başkanlığı kapsamındaki hedeflerini açıklayan Şimşek, asıl sorunun bu taahhütleri somut sonuçlara dönüştürmek olduğunu söyledi. Finansman ihtiyaçları ve mevcut sermaye arasındaki uyumsuzluğu giderebilecek "İklim Uygulama Köprüsü" girişiminin tam olarak bu amaca hizmet edeceğini belirtti. Girişimin yeni bir fon ya da finansal kurum değil, aksine ülkelerin iklim önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerini sağlayacak pratik bir çaba olduğunu açıkladı. Amaç, projelerin konsept aşamasından finansman ve uygulamaya daha hızlı geçişini sağlamak üzere hükümetleri, kalkınma ortaklarını, finans kurumlarını ve yatırımcıları bir araya getirmektir.
Şimşek, COP31 kapsamında elektrikleştirilme, atık yönetimi, şehirleşme, okyanuslar ve gençlerin sürece katılımı gibi alanlara odaklanacaklarını söyledi. Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yüzde 20'den yüzde 35'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirten Bakan, bu alanların her birinin inovasyon, yatırım ve ortaklık açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Özel sektörün bu girişimin şekillendirilmesinde ve desteklenmesinde aktif rol üstlenmesini umduğunu, bu tür girişimlerin özel sektör olmadan başarıya ulaşamayacağını belirtti.