← Tüm Haberler
EKONOMİ Sabah · 24.06.2026 19:30 👁 12 görüntülenme

Bakan Şimşek'ten Londra'da iklim finansmanı çağrısı: Küresel sorun küresel çözüm gerektiriyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası'nda iklim eyleminin ekonomik gerçekliğini vurgulayarak, gelişmekte olan ülkelerin yıllık 2,5 trilyon dolar finansman ihtiyacına karşın yalnızca 200 milyar dolar destek aldığını belirtmiştir. Şimşek, Türkiye'nin COP31 başkanlığı altında İklim Uygulama Köprüsü girişimiyle iklim projelerini finansmanla buluşturmayı amaçladığını açıklamıştır.

Bakan Şimşek'ten Londra'da iklim finansmanı çağrısı: Küresel sorun küresel çözüm gerektiriyor
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra'da düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde iklim değişikliğiyle mücadelenin artık uygulama aşamasına geldiğini vurguladı. Son on yılda bu alanda yoğun tartışmalar yapılmasına rağmen, çoğu ülkenin iddialı hedefleri bulunmasına karşın asıl sorun bu hedeflerin gerekli hız ve ölçekte hayata geçirilmesidir. Şimşek, iklim eyleminin ekonomik gerekçesinin son derece açık olduğunu ifade ederek, harekete geçmemenin maliyetinin iklim felaketini önlemenin maliyetinden katbekat fazla olduğunu belirtti. İklim eylemi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik büyüme, istikrar ve refah koruma konusuyla doğrudan ilişkilidir. Finansman açığı önemli bir engel olarak ortaya çıkmaktadır. Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin 2030'a kadar iklim hedeflerine ulaşması için yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyacağı öngörülmektedir. Buna karşılık mevcut finansman akışları yalnızca yıllık 200 milyar dolar seviyesindedir. Bakan Şimşek, finansman açığının nedeninin sermaye eksikliği değil, mevcut sermayenin büyük ölçekte harekete geçirilememesi ve yatırım yapılabilir projelere yönlendirilmemesi olduğunu vurgulamıştır. İklim riski artık gelecek değil, bugünün ekonomik gerçekliğidir ve küresel boyutlu bir sorundur. Dünyadaki iklim kaynaklı kayıpların yalnızca yaklaşık dörtte biri sigorta kapsamındadır; geri kalan yük hane halkları, şirketler ve devletlere kalmaktadır. Bu durum iklim riskini giderek daha fazla ülke riski haline getirmekte ve uzun vadede finansal istikrarsızlığın kaynağı olabilmektedir. Global finans sisteminin daha sade, hızlı ve etkili bir iklim finansmanı mimarisine ihtiyacı vardır. Sermaye maliyetinin düşürülmesi, finansmana erişimin iyileştirilmesi ve kamu-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi gereklidir. COP29'da ülkeler 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolarlık yeni iklim finansmanı hedefinde uzlaşırken, 1,3 trilyon doları harekete geçirmek için bir yol haritası oluşturmuşlardır. Türkiye'nin COP31 başkanlığı altındaki temel hedefi, İklim Uygulama Köprüsü girişimiyle ülkelerin iklim önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmak ve bu projeleri finansman imkanlarıyla buluşturmaktır. Bu yeni bir fon veya finansal kurum değil, aksine projelerin konsept aşamasından uygulamaya hızlı geçmesini sağlayacak pratik bir işbirliği mekanizmasıdır. Türkiye'nin COP31 başkanlığındaki diğer öncelikler arasında elektrifikasyon yer almaktadır. Son dönemdeki enerji şokları, enerji güvenliği, erişilebilirlik ve sürdürülebilirliğin ayrılmaz olduğunu göstermiştir. Bu kapsamda elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yüzde 20'den yüzde 35'e çıkarılması hedeflenmiştir. Ayrıca atık yönetimi, şehirler, okyanuslar ve gençlerin sürece katılımı da önemli gündem maddeleridirler. Bu alanların her biri inovasyon, yatırım ve ortaklık açısından önemli fırsatlar sunmakta ve özel sektörün uzmanlığını gerektirmektedir.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in