ABD'nin İran petrol muafiyeti sonrası Asya pazarına yönelik yoğun diplomatik harekete geçildi
ABD'nin İran petrolüne yönelik 60 günlük geçici lisansının yürürlüğe girmesiyle birlikte, Tahran yönetimi küresel pazara geri dönüş için agresif bir ticari saldırı başlattı. Deniz tankerlerinde bekleyen yaklaşık 68 milyon varil ham petrolü hızla satmak isteyen İran, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkeleriyle temaslar kurmaya başladı. Ancak bölge ülkeleri, arz güvenliğine ilişkin endişeler ve alternatif kaynaklardan yeterli stok bulundurması nedeniyle temkinli bir yaklaşım sergilemektedir.
ABD'nin İran menşeili petrol ürünlerine tanıdığı 60 günlük geçici lisansın yürürlüğe girmesiyle birlikte, Tahran yönetimi küresel pazara geri dönüş için kapsamlı bir diplomasi ve ticari kampanya başlatmıştır.
Pazar kaynaklarına göre, İran Ulusal Petrol Şirketi temsilcileri ve petrol aracıları, resmi muafiyet kararı ilan edilmeden önce bile Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerdeki rafinerilerle iletişime geçmiştir. Yaptırımlar nedeniyle uzun süredir neredeyse tamamen Çin pazarına bağımlı kalan İran, bu geçici uygulamayı alıcı tabanını çeşitlendirme, deniz tankeri filolarında bekleyen stokları hızlandırılmış şekilde nakde çevirme fırsatı olarak görmektedir.
Veri analiz firması Vortexa ve Bloomberg'in hesaplamalarına göre, muafiyet kararının yürürlüğe girdiği tarihte denizde bekleyen ham petrol ve kondensatın toplam hacmi yaklaşık 68 milyon varil olarak belirlenmiştir. Daha kritik olan ise, bu devasa hacmin en az yüzde 80'inin henüz net bir varış rotası bulunmaması ve bu durumun söz konusu petrolü yeni alıcılar için doğrudan hazır hale getirmesidir. İranlı yetkililer, acil elden çıkarılması gereken spot kargo satışlarının yanında, üretimi kalıcı olarak artırma planları çerçevesinde Asya ülkeleriyle uzun vadeli tedarik sözleşmelerine de yönelik müzakereleri başlatmak niyetindedir.
Bununla birlikte, Asya'daki petrol alıcıları nezdinde oldukça sakin ve temkinli bir bekleyiş hüküm sürmektedir. Hürmüz Boğazı'ndaki aylarca süren krizler nedeniyle arz güvenliğini riske atmak istemeyen bölge ülkeleri, alternatif kaynakların artmasıyla depolarını çoktan doldurmuş durumdadır. Analistlere göre, Hindistan gibi büyük ithalatçı ülkeler, ağustos ayına kadar olan tüm petrol ihtiyaçlarını önceden güvence altına almış olup, kısa vadede İran petrolüne yönelmek için ekonomik bir zorunluluk hissetmemektedir.
Piyasadaki bu isteksizliği açıklayan başlıca faktörler arasında lojistik ve finansal endişeler ön plana çıkmaktadır. Trump yönetiminin yaptırım politikasındaki ani değişiklikler, Asya'daki şirketlerin uzun vadeli plan yapmasını zorlaştırmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği ve İngiltere'nin hâlen yürürlükte olan yaptırımları, ticari finansman ve tanker sigortası gibi kritik süreçleri güçleştirmektedir. Birçok Asya limanının, İran petrolünü taşımaya devam eden denetimsiz tankerleri kabul etmemesi ise, Tahran'ın bu 60 günlük süreyi tam kapasiteyle kullanmasının önündeki en önemli engel olarak değerlendirilmektedir.