← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 15.06.2026 00:00 👁 3 görüntülenme

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday

5G teknolojisinin finans, havacılık, sanayi ve kamu hizmetleri başta olmak üzere oluşturacağı dönüşümün ele alındığı Dijital Dönüşüm Vizyonu konulu panelde, üniversite-sanayi iş birliğiyle gelişen startup ekosisteminin dönüşüme katkısı ve Türkiye’nin küresel rekabetteki konumu değerlendirildi.

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday
Dijital Dönüşüm Zirvesi kapsamında düzenlenen “Dijital Dönüşüm Vizyo­nu” başlıklı ikinci panelde Türki­ye’de yaşanan gelişmeler masaya yatırıldı. Türk Telekom Kurumsal Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Tecirli’nin moderatörlük yaptığı oturumda İTÜ ARI Teknokent Genel Mü­dürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, Halk­bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Olcay Atlıoğlu ve İGA Uygulama ve Yazılım Ge­liştirme Genel Müdür Yardımcı­sı Özgür Erdoğan panelist olarak söz aldı. Panelistler aynı zaman­da üniversite ve iş dünyasının iş birliğinde oluşan iklimde gelişen startup girişimlerinin dönüşüm­deki rolünü de aktardı. Teknoloji­nin günümüzde ekonomik ve top­lumsal hayatın her alanını yeni­den şekillendirdiği bir döneme tanıklık edildiğine dikkat çekerek panelin açılış konuşmasına başla­yan Dr. Feyzullah Tecirli, “Dijital dönüşümün artık kurumların re­kabet gücünü, verimliliğini ve sür­dürülebilir büyümesini belirleyen stratejik bir gereklilik haline gel­diği konusunda hepimiz hemfiki­riz. Bu dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri ise hiç şüphesiz gelinen noktada 5G teknolojisidir. Sağladığı yüksek hız, düşük gecik­me ve güçlü bağlantı kapasitesi ile 5G; finans alanından havacılığa, üretim sektöründen eğitim ve sağ­lık sektörüne kadar pek çok alanda yeni uygulamaların ve iş modelle­rinin önünü açacak şekilde haya­tımızın tam ortasında” dedi.Türk Telekom olarak kendileri­nin de farklı sektörlerin dijitalleş­me yolculuğuna yakından tanık­lık ettiğini anımsatan Dr. Feyzul­lah Tecirli, “Güçlü altyapımız ve geliştirdiğimiz teknolojilerle bu dönüşüme destek oluyoruz. Özel­likle 5G hazırlık sürecinde birçok farklı alanda sektörlerin ihtiyaç­ları ve dönüşüm potansiyellerini sahada deneyimleme fırsatı bu­luyoruz” şeklinde konuştu. Pa­nelde konuşmacılar, Türkiye’de dijitalleşmenin başlamasıyla günümüzde ulaştığı noktayı kı­yaslarken küresel rekabette ülke konumunu da değerlendirdi.Dünya hızlı bir devinim ve dijital dönüşüm içindeÖzgür ERDOĞAN İGA Uygulama ve Yazılım Geliştirme Genel Müdür Yardımcısıİstanbul Havalimanı’nın (İGA) DÜNYA Gazetesi’nin düzen­lediği Dijital Dönüşüm Zirvesi’ne katılan kurumlar arasında belki de en genci olduğunu söyleyebili­rim. Hatta İGA o kadar genç ki bir start-up sayılabilir. Türkiye’nin son dönemde yaptığı en başarılı projeler arasında yer alan İGA, fa­aliyetlerine 2019 yılında başladı. İlk iki yılı pandemi ve bununla bir­likte sıkı uygulanan kısıtlamala­ra denk gelen havalimanı, sonra­sında büyük ölçekli havalimanları arasında dünyada en hızlı büyü­yenleri arasına girdi.İGA olarak 2025 yılında 84,5 milyon yolcuyu misafir ettik. Söz konusu seviye, günlük 230 binin üzerinde bir yolcu potansiyeli an­lamına geliyor. Bunu mümkün kı­lan, İGA’nın 10 bine yakın çalışanı­dır. Havayolları, yer hizmetleri ve görünmeyen diğer birimlerle bir­likte havalimanında yaklaşık 100 bin kişinin daha çalıştığını hesa­ba katmak gerekiyor. Bununla bir­likte İGA’dan söz açıldığında yol­cular ve onlara refakat eden ziya­retçiler ile birlikte günlük 500 bin kişinin uğradığı, 76,5 kilometre­karelik yüz ölçümüne sahip bü­yük bir şehirden bahsediyoruz. Bu alanı somutlaştırmak gerekirse; Beşiktaş, Kadıköy ve Üsküdar il­çelerinin toplam yüz ölçümünün yaklaşık 79 kilometrekarelik bir alana yayıldığını hatırlatmak iste­rim. İGA’da yüzölçümü olarak İs­tanbul’un bu üç ilçesinin kapladı­ğı alana yakın bir sahada faaliyet gösteriyor. Terminalin kapalı ala­nı ise 1.4 milyon metrekare olmak­la birlikte, İGA’da günde ortalama bin 500’ün üzerinde uçuş gerçek­leşiyor. Dakikada birden fazla uça­ğın iniş-kalkış yapabildiği İGA, ay­nı anda üçlü pist operasyonu ger­çekleştirebilen Avrupa’daki ilk ve tek, dünyadaki sayılı havaliman­larından biri olarak dikkat çekiyor. Biz bir havaalanı olarak 5G tekno­lojilerini, Türkiye’de henüz ticari kullanımda yaygınlaşmadan önce Türk Telekom ile birlikte pilot ola­rak havalimanı sınırları dahilinde misafirlerimizin kullanımına aç­tık ve bu teknoloji ile ilgili yatırım­larımıza devam ediyoruz.5G ve dijital ikizle anlık durumu herkes görebiliyor Dünya hızlı bir devinim ve diji­tal dönüşüm içinde. Zirvenin açı­lışında tarihin debisinin her geçen gün arttığı bir dönemden geçtiği­miz ifade edilmişti. Aynı zamanda ve teknolojinin de debisi her geçen gün arttığını buna ekleyebiliriz. Bir noktada bu gelişmeleri yakalamak dahi ciddi şekilde zorlaşmış vazi­yette. Bireysel ve kurumsal hayat­ta buna adapte olmak zorundayız. Teknolojinin baş döndürücü bir hızda ilerlediği ve dünyada insan­ları gelişmeleri takip etmekte zor­landığını görmekteyiz. Son 1-2 ay­dır vertigo sorunu yaşayan bir in­san olarak, başımın dönmesinin bir parçasının da bu hızlı dijital dö­nüşüm olduğunu düşünmeye baş­ladım. Bu dönüşüme İGA olarak ayak uydurmak için 3 yıldır geliş­tirmekte olduğumuz, FIRST (Fli­ght, Intelligence, Resource, Sys­tem, Tracking) adını verdiğimiz bir dijital ikiz (digital twin) uygu­lamamız var. Bu sistemle havali­manındaki tüm operasyonu anlık olarak harita üzerinde ve istenil­diği yerlerde paneller (dashboard) üzerinden takip ediyoruz. Havada­ki ve yerdeki uçakların durumunu, yolcu yoğunluklarını analitik ra­porlarla izleyebiliyoruz. Bu saye­de bütün birimler aynı veriye aynı anda ulaşıyor ve yapay zekâ deste­ğiyle tahminlemeler yaparak hızlı aksiyonlar alabiliyoruz. Dolayısıy­la hem karar alma mekanizmala­rında hem de aksiyon almada ekip­lerimize destek sağlıyoruz. Bu yıl söz konusu dijital ikiz sistemin 3D versiyonunu pilotların da kullanı­mına sunmaya başladık. Şu an ope­rasyon ekiplerimiz uçakları pistte veya havada 3D olarak takip ede­biliyor. Eskiden operasyonları yö­netmek için sahaya ve parça parça sistemlere bakıyorduk. Bugün gel­diğimiz aşamada ise 5G ve dijital ikiz teknolojileri sayesinde anlık durumu herkes aynı anda görebili­yor ve yarını öngörebiliyoruz.Teknoparklar teknolojik dönüşümü hızlandırdıProf. Dr. Attila DİKBAŞ İTÜ ARI Teknokent Genel MüdürüYurt dışına 2000’li yılların başında gittiğimizde teknolojide bizden daha iyi durumdaydılar ve daha fazla imkânlar görüyorduk. Ancak o yıllarda Türkiye’de de bu ivme başlamıştı. Geldiğimiz noktada dünyayla yarışır, rekabet edebilir düzeydeyiz. Teknolojiye dayalı bir kalkınma seferberliği yapılıyorsa, bu noktada çok önemli bir eşikteyiz. 2000’li yılların başında bütün eğitim programları dijital dönüşümle evrildi. Fakat en önemli evrilme, teknoparkların teknolojik dönüşüme açmış olduğu o önemli kapıydı.İTÜ ARI Teknokent ilk kurulan teknokentlerden birisidir. Özellikle haberleşme ve iletişim teknolojilerine yönelik olarak ilk “çengel” dediğimiz büyük firmalar ARI Teknokent’e, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Ayazağa kampüsüne gelmişti. Türk Telekom, Ar-Ge birimiyle bütün bu iletişim ve haberleşme noktalarında çok ciddi Ar-Ge projelerini o dönemde başlatmıştı. Bu dönüşüm aslında ciddi bir dönüşümün habercisiydi. Teknoparklar bu büyük teknolojik dönüşümü hızlandırdı. Buna yönelik olarak da girişimcilik ekosistemi belirli startupları içine aldı ve onlara yönelik ciddi bir ekosistem oluşturdu. Bir diğer deyişle ekosistemi oluşturan teknoparklar, üniversite kapsamında yapılan diğer çalışmaların dışında bölgeye gelen ve Ar-Ge’yi tetikleyen 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile teknoparkların kuruluşu resmileşti. Bununla beraber büyük firmalar geldi; Türk Telekom’u da bunlardan biri olarak değerlendirebiliriz. Onlar paralel olarak bizim kampüsümüze geldiler ve süreç dönüşüm geçirdi. Firmalar kendi işlerinden fırsatlar çıkarttı ve kendi konularında çalışmalar yürüten startupları kendi bünyelerine katarak çok büyük bir değişim geçirdiler. Biz dünyadaki teknolojik dönüşümde hep Silikon Vadisi’ni bir referans noktası olarak görürüz. Ancak Uzak Doğu ve Avrupa’da belirli noktalarda teknoloji üreten alanları incelediğimizde, özellikle son 25 yılda teknoparkların kuruluşuyla beraber bu dönüşümü en hızlı yaşayan ülke olduğumuzu söyleyebilirim. Geldiğimiz noktayı değerlendirecek olursak biz bulut bilişimi, mobil uygulamaları ve yapay zekâyı; veriyi doğru kullanabilme ve karar verme no
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in