← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 11.06.2026 12:02 👁 1 görüntülenme

Hint Okyanusu'nda Dünyanın En Büyük Balina Mezarlığı Keşfedildi

Çin öncülüğündeki bir araştırma gezisi, Avustralya'nın batısında yer alan Diamantina Bölgesi'nde 476 balina fosili belgelemiştir. Keşfedilen fosiller arasında daha önce bilinmeyen soyu tükenmiş bir gaga balinası türü olan Pterocetus diamantinae yer almaktadır. Bu bulgu, gaga balinalarının evrim tarihini anlamaya katkı sağlayacak ve deniz ekosisteminin derinlerindeki biyolojik çeşitliliği ortaya koymaktadır.

Hint Okyanusu'nda Dünyanın En Büyük Balina Mezarlığı Keşfedildi
Araştırmacılar tarafından Avustralya'nın yaklaşık 1.600 kilometre batısında yer alan Diamantina Bölgesi'nde gerçekleştirilen çalışmalar, deniz tabanında 1.200 kilometre uzunluğundaki su altı sırtları ve çukurları ortaya çıkarmıştır. Çin öncülüğündeki keşif gezisinin bulguları, bilim dergisi Nature'da yayımlanmış ve alan küresel öneme sahip bulunmuştur. Bölgedeki fosillerin bazıları 5,3 milyon yıl öncesine tarihlendirilmektedir. Mart 2023'te gerçekleştirilen keşif gezisinde Çin araştırma gemisi Tan Suo Yi Hao, Küresel Hendek Keşif ve Dalış Programı kapsamında kullanılmıştır. Bilim insanları, 11 bin metre derinliğe kadar inebilen Fendouzhe adlı insanlı denizaltı aracından faydalanmıştır. Ekip, 4 bin 200 metre ile 7 bin 2 metre arasındaki derinlikleri incelemiş ve ilk fosilleri Dordartz Deep adlı jeolojik yapıda bulmuştur. Başlangıçta tanıyamadıkları kemikler, demir-manganez oksit tabakasıyla kaplı durumdaydır. Araştırmada toplam 476 balina fosili belgelenmiştir. Bunlar arasında daha önce bilinmeyen soyu tükenmiş bir gaga balinası türü de yer almaktadır ve bu türe Pterocetus diamantinae adı verilmiştir. Fosillerden biri çatal kuyruklu balinaya (Balaenoptera borealis) ait olup, diğer beş fosil türü soyu tükenmiş gaga balinalarından oluşmaktadır. Üç adet aktif balina düşüşü de modern gaga balinası türlerine aittir. Pisa Üniversitesi'nden paleontolog Giovanni Bianucci, yeni türün anatomik farklılıklarını doğrulamış ve bu bulgunun gaga balinalarının evrim tarihini anlamaya yardımcı olacağını belirtmiştir. Araştırmacılar, bölgenin balina göç koridoru olabileceğini düşünmektedir. Birçok balina türü bu alanda doğal yollarla ölmüş olabilir ve fosiller arasında gaga balinalarının yoğunluğu dikkat çekmektedir. Gaga balinaları 3 bin metreyi aşan derinliklere daldığında fizyolojik sınırları zorlanmakta, bu durum ölümcül yorgunluğa veya dekompresyon hastalığına yol açabilmektedir. Diamantina Bölgesi'nin V şeklindeki topografyası, balina leşlerinin deniz tabanına yönlendirilmesine yardımcı olmuş olabilir. Fosillerin çoğu gaga balinalarının burun kemiklerinden oluşmakta ve bu kemikler oldukça yoğun ve mineral bakımından zengindir. Bölgedeki tortulanma hızının düşük olması ile derin deniz ortamının soğuk ve kararlı yapısı, kemiklerin üzerine zamanla demir-manganez oksit kabuğunun oluşmasını sağlamıştır. Bu kabuk, koruyucu bir tabaka görevini görmüş ve fiziksel ve kimyasal ayrışmanın neredeyse hiç yaşanmaması, fosillerin milyonlarca yıl boyunca bozulmadan kalmasını sağlamıştır. Bulgu kapsamında kaydedilen en büyük aktif balina düşüşü, bir Antarktika minke balinasına ait olup 5 bin 610 metre derinlikte bulunmuştur. Balina düşüşleri dört aşamadan oluşmaktadır: ilk aşamada hagfish ve uyuyan köpekbalıkları gibi büyük çöpçüler yumuşak dokuları tüketmekte (aylar sürebilmektedir); ikinci aşamada kemik solucanları gibi organizmalar kemikleri kolonize etmekte; üçüncü aşamada bakteriler kemiklerdeki lipitleri parçalayarak sülfür ve metan açığa çıkarmakta; son aşamada ise organik madde tamamen tükenerek kemikler, süngerler ve deniz anemonları için resif görevi görmektedir. Hawaii Üniversitesi'nden balina düşüşü uzmanı Craig Smith, bu keşfi önemli bulmuş ve balina düşüşlerinin okyanusun en derin noktalarında biyolojik çeşitliliği artırabileceğini belirtmiştir. Araştırmanın yazarları, benzer balina nekropollerinin başka bölgelerde de olabileceğini düşünmekte ve özellikle gaga balinalarının beslenme alanlarının altında bu tür mezarlıkların aranması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Deniz hendekleri okyanus biyolojik çeşitliliği için hayati öneme sahip olmasına rağmen, bu alanlar kirlilik tehdidi altında bulunmaktadır. Araştırmacılar, hendek ekosistemlerinde deniz koruma alanları oluşturulması gerektiğini önemle vurgulamaktadır.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in