Sürdürülebilir Fındık Zirvesi'nde sektörün geleceği ele alındı
Sürdürülebilirlik Akademisi ve Ferrero Fındık iş birliğiyle düzenlenen zirve, fındık değer zincirinin tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Etkinlikte sürdürülebilir tarım uygulamaları, çevre dostu üretim yöntemleri ve sosyal sorumluluk projeleri tartışılırken, Türkiye'nin lider konumunu koruması için ortak hareket etmenin gerekliliği vurgulandı. Uzmanlar, verimlilik düşüşüne neden olan zararlılarla mücadele, güvenli çalışma koşulları ve çocuk eğitiminin de sürdürülebilirliğin ayrılmaz parçaları olduğunu belirtti.
Sürdürülebilirlik Akademisi ve Ferrero Fındık iş birliğiyle 2 Haziran'da gerçekleştirilen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirdi. Etkinlikte sürdürülebilir tarım uygulamaları, çevre dostu üretim yöntemleri, sosyal sorumluluk projeleri ve sektör stratejileri ele alınırken, katılımcılar Türkiye'nin dünya fındık üretimindeki lider konumunu koruyabilmesi için ortak çalışmanın önemine vurgu yaptı.
Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, sürdürülebilir fındık üretiminin şirketin temel öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. 2012 yılından bu yana sürdürülen Ferrero Değerli Tarım Programı kapsamında üreticilere eğitim, danışmanlık ve teknik destek sağlandığını ifade eden Akın, Karadeniz bölgesinde üreticilerle doğrudan sahada çalıştıklarını vurguladı. Güçlü iş birlikleri sayesinde sürdürülebilir bir değer zinciri oluşturmanın mümkün olacağını söyleyen Akın, sektör paydaşlarıyla ortak projeler geliştirmeye devam edeceklerini kaydetti.
Türkiye Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa, sürdürülebilirliğin yalnızca üretimle sınırlı olmadığını vurgulayarak, iklim krizi, doğal kaynakların verimli kullanımı, insan hakları, izlenebilirlik ve kırsal kalkınmanın tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilediğini belirtti. Bursa, fındık sektöründe sürdürülebilirliğin güçlenmesinin Türkiye'nin küresel rekabet gücüne katkı sağlayacağını ifade ederek, zirvenin yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağını söyledi.
İyi tarım uygulamalarına odaklanan oturumda, fındık üretiminde verimlilik ve zararlılarla mücadele konusu tartışıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri ile akademisyenler, son yıllarda fındık bahçelerinde ciddi kayıplara neden olan kahverengi kokarca tehdidine dikkat çekti. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Tuncer, hastalık ve zararlıların verimi yüzde 50'ye kadar etkileyebildiğini belirterek, sürdürülebilir ve çevre dostu mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan, sürdürülebilir üretimin güvenli çalışma koşulları, kayıt dışılıkla mücadele ve çocuk işçiliğinin önlenmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Türkiye'deki fındık sektörünün çok paydaşlı iş birliği sayesinde sürdürülebilirlik ve rekabet gücünü aynı anda artırabileceğini söyleyen Hassan, sektörün bu konudaki potansiyeline işaret etti.
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Genel Müdürü Sait Tosyalı, mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik eğitim projelerinin önemine dikkat çekti. Ferrero ile yürütülen "Dört Mevsim Eğitim" projesi kapsamında yüzlerce çocuğun bilim, sanat, spor ve sosyal gelişim alanlarında desteklendiğini ifade eden Tosyalı, çocukların eğitim fırsatlarına erişiminin de sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Zirvenin dikkat çeken bölümlerinden biri üreticilerin sahadaki deneyimlerini paylaşması oldu. Sakaryalı üretici Kadir Tike, aldıkları eğitimler sayesinde zararlılarla mücadele ve bakım süreçlerinde daha bilinçli hareket ettiklerini, bunun verime olumlu yansıdığını belirtti. Üretici Aysel Kahveci ise uzmanlardan aldıkları eğitimlerin ardından doğru budama ve gübreleme yöntemlerini uygulamaya başladıklarını ve bahçelerindeki verimin gözle görülür şekilde arttığını ifade etti.
Zirvenin sonuç değerlendirmelerine göre, Türkiye'nin dünya fındık üretimindeki lider konumunu koruyabilmesi için çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik alanlarında daha güçlü adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, üreticilerin desteklenmesi ve sosyal sorumluluk projelerinin artırılmasıyla sektörün daha sağlam temeller üzerine kurulabileceği konusunda görüş birliğine vardı.