← Tüm Haberler
EKONOMİ Dünya Gazetesi · 09.06.2026 11:04 👁 9 görüntülenme

Çin, rüzgar enerjisiyle çalışan ilk su altı yapay zeka veri merkezini faaliyete geçirdi

Çin, Şanghay kıyılarında 24 megavat kapasiteli, rüzgar enerjisiyle desteklenen dünyanın ilk ticari su altı veri merkezini mayıs ayında operasyona başlattı. Deniz suyu soğutması sayesinde enerji tüketimini kara tesislerine kıyasla beşte bire düşüren proje, yapay zeka altyapısındaki enerji ve su sorunu çözmek için geliştirildi. 1,6 milyar yuan yatırım alan Shanghai Lingang tesisi, tatlı su kaynaklarına olan bağımlılığı azaltırken çevresel etkileri minimize etme hedefiyle tasarlandı.

Çin, rüzgar enerjisiyle çalışan ilk su altı yapay zeka veri merkezini faaliyete geçirdi
Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı büyümenin yarattığı enerji zorlukları karşısında Çin, dünyanın rüzgar enerjisiyle çalışan ilk su altı veri merkezi tesisini Şanghay kıyılarında faaliyete geçirdi. HiCloud Technology ve devlete ait China Communications Construction şirketi ortaklığında geliştirilen Shanghai Lingang denizaltı veri merkezi, 24 megavat kapasitesiyle mayıs ayında operasyonlarına başladı. Şanghay sahilinden 10 kilometre uzaklıkta deniz yüzeyinin 10 metre derinliğine kurulmuş olan tesis, yakınlarındaki açık deniz rüzgar santralinden elektrik enerjisi tedarik etmektedir. Çin hükümetinin yetkililerinin açıklamalarına göre, okyanus tabanındaki bu altyapı kara tabanlı eşdeğerlerine kıyasla güç tüketimini beşte bir oranında azaltmaktadır. Deniz suyunun sağladığı doğal soğutma etkesi, yenilenebilir enerji kullanan sistemin genel enerji talebini önemli ölçüde düşürmektedir. Geleneksel veri merkezlerinde soğutma sistemleri, toplam elektrik talebinin yüzde 25 ile yüzde 40 arasında bir bölümünü tüketmektedir. Aşırı ısınmayı önlemek amacıyla sunucuların etrafından pompalanan soğutulmuş su, bu tesislerin önemli bir maliyet ve enerji harcı haline gelmektedir. Su altı veri merkezi konsepti, bu probleme yenilikçi bir çözüm sunmaktadır. Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan uyarıya göre, veri merkezi sektörünün su ayak izi 2030 yılına kadar 9,3 trilyon litreye ulaşabilmektedir. Bu devasa miktar, Sahra Altı Afrika bölgesinde yaşayan 1,3 milyar kişinin yıllık evsel su ihtiyacına denk gelmektedir. Operasyonları denize taşımak, teknoloji şirketlerinin tatlı su kaynaklarına olan bağımlılığını azaltma potansiyeli sunmaktadır. HiCloud firması, 2023 yılında Çin'in güneyindeki Hainan adasında dünyanın ilk ticari su altı veri merkezi projesini hayata geçirmişti. Şanghay girişimi ise tamamen açık deniz rüzgar enerjisiyle desteklenen ilk proje olma özelliğini taşımaktadır. Verimliliği artırmak amacıyla veri merkezi konseptini su altında test eden ilk ülke Çin değildir; Microsoft 2018 yılında İskoçya'nın Orkney sularında bir pilot uygulama başlatmışsa da, iki yıl sonra umut verici sonuçlar bildirmesine rağmen projede ilerleme kaydedememiştir. Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nden Dr. Hanjiang Dong, Microsoft'un konsepti erken kanıtladığını, ancak pazar talebini ve deniz mühendisliğini hızlıca birleştiren Çin'in ticari dağıtımda daha ileriye gittiğini vurgulamaktadır. Yapay zeka yatırımlarını ekonomik kalkınma stratejisinin merkezine yerleştiren Çin, geçen yıl tesis inşasının hızlandırılmasını öngören bir eylem planı yayımlamış ve temiz enerji arzını 2030 yılına kadar belirgin şekilde artırma taahhüdü vermişdir. Resmi verilere göre Shanghai Lingang veri merkezi projesi toplam 1,6 milyar yuan yatırım almıştır. Bu finansman, İngiliz sterlini cinsinden 177 milyon sterline karşılık gelmektedir. Su altında faaliyet gösteren veri merkezi modelleri, deniz ekosistemleri için tortuları rahatsız etme veya deniz suyunu ısıtma gibi riskler taşımakla birlikte, Bournemouth Üniversitesi'nden Prof. Rick Stafford, bu fikrin muhtemelen mantıklı bir adım olduğunu değerlendirmektedir. Stafford, deniz suyu kullanan soğutma teknolojilerinin bölgesel sıcaklık artışlarına yol açabileceğini, ancak ortaya çıkan çevresel etkilerin geniş bir alana yayılmayacağını öngörmektedir. Uzmanlar, belirtilen çevresel risklerin yönetilebilir düzeyde olduğunu belirtirken, sürekli izleme ve kontrol gereksinimine dikkat çekmektedir.
📤 Bu haberi paylaş: 𝕏 f 💬 in