İngiltere, kamu borcu artış hızında dünyada ikinci sıraya yükseldi
Uluslararası Para Fonu verilerine göre İngiltere'nin net kamu borcunun GSYİH'ye oranı son 25 yılda üç katına çıkarak yüzde 30,4'ten yüzde 95,5'e yükselmiştir. Ülke, bu dönemde borç yükü en hızlı artan ülkeler arasında Botsvana'nın ardından ikinci konumdadır. Artan borç yükü, tahvil piyasasında baskı oluşturarak yatırımcıların daha yüksek getiri talebinde bulunmasına neden olmaktadır.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre İngiltere'nin net kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı son 25 yılda üç katına çıkmıştır. 2001 yılında yüzde 30,4 seviyesinden günümüzde yüzde 95,5'e yükselen bu oran, 65 yüzdelik puanlık bir artışı temsil etmektedir. Bu dönemde İngiltere, borç yükü en hızlı artan ülkeler listesinde sadece Botsvana'nın gerisinde kalarak ikinci sırada yer almaktadır. Elmas ticaretindeki gerileme nedeniyle yüzde 167'lik artış yaşayan Botsvana'nın ardından, İngiltere 2000 yılından bu yana bütçe fazlası vermeyi başaramamıştır.
Artan borç seviyeleri tahvil piyasasında önemli baskılar oluşturmaktadır. Yatırımcılar, İngiliz hükümetine borç vermek için daha yüksek getiri talep ederek piyasadaki tedirginliği yansıtmaktadır. Moody's Analytics analisti Colin Ellis, yüksek borç yükünün tahvil piyasalarında belirgin bir endişe yarattığını ifade etmektedir. İngiltere'nin toplam borç miktarının yakın dönemde ilk kez 3 trilyon sterlin sınırını aşması beklenmektedir.
Maliye Bakanı Rachel Reeves tarafından belirlenen mali kurallar, hükümetin bütçe tahmininin beşinci yılında borcun GSYİH'ye oranının düştüğünü göstermesini gerektirmektedir. Bununla birlikte muhalefet, mevcut politikaların borcu her yıl daha da artıracağını savunmaktadır. Başbakan Sir Keir Starmer, parti içinden gelen harcamaları artırma baskılarıyla karşı karşıya kalırken, İşçi Partisi içindeki bazı isimlerin mali kurallara sadık kalacakları yönündeki taahhütleri tartışmaları sürdürmektedir.
Eski Mali Çalışmalar Enstitüsü Başkanı Paul Johnson, siyasi partilerin seçim dönemlerinde vergi artışları ve harcamalar konusunda yeterli şeffaflık göstermediğini belirtmektedir. Johnson, 2010'lu yıllardaki kemer sıkma politikalarına rağmen bütçe açığını azaltma çabalarının yetersiz kaldığını vurgulamaktadır. Küresel finans krizi, salgın dönemi ve enerji krizi gibi ekonomik şoklar, İngiltere'nin borç yükünün artmasının temel faktörleridir. Savunma harcamalarındaki artış gereksinimi ve jeopolitik riskler, bütçe üzerindeki baskıyı arttırmaya devam etmektedir.